cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 16, 2010

183 - Şiddet Hattı

deryik'in sözlerine ekleyecek bir şey yok.

"alo 183 - şiddet hattı. şiddet gören kadınlar için sığınma umudu.

sığınma evleri teker teker kapatılırken veya sırf, belediye başkanları icraatlarının duyurulmasından ötesini düşünmüyor diye adresleri telli duvaklı ilan edilirken - telefonla da ulaşmak mümkün. arayan olursa diye, gerekmemesi umuduyla. yazması benden."


http://deryik.blogspot.com/2010/02/183.html

Cuma, Mayıs 29, 2009

can-sız(lar)

Kadının adı da yok canı da!
Son haftalarda yaşanan töre cinayetlerinin ardından dün de üç kadın birden öldürüldü

İkisi evliliğini sakladığı anlaşılınca terk ettikleri sevgilinin, biri de eski eşin kurbanı oldu...

Gönüllü öğretmen Zeynep’i, evli sevgilisi öldürüp tarlaya attı

Erzurum’daki 9’uncu Kolordu Komutanlığı’na bağlı Gez Kışlası’nda görev yapan 30 yaşındaki Astsubay Güney Yılmaz’ın, evli olduğunu öğrendikten sonra kendisini terk eden 24 yaşındaki Zeynep Polat’ı tek kurşunla başından vurduğu anlaşıldı. Dadaşkent semtinde oturan ve anasınıfında gönüllü öğretmenlik yapan Zeynep Polat’ı otomobilinde tabanca ile öldürdükten sonra cesedini tarlaya atan Yılmaz tutuklandı. Yılmaz’ın eşinin ikinci çocuğuna hamile olduğu ve tayininin KKTC’ye çıktığı öğrenildi. Cinayet, Güney Yılmaz’ın Zeynep öğretmene son kez görüşmek istediğini söylemesiyle gelişti. Önceki gün otomobiline aldığı Zeynep Polat’la tartışan Güney Yılmaz, tabancasını genç kızın başına dayararak tetiği çekti. Ardınan Tınazlı köyü yoluna giren Güney Yılmaz, öldürdüğü Zeynep Polat’ın cesedini tarlaya bırakıp uzaklaştı. Kaçan Yılmaz, yapılan operasyonla yakalandı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Erzurum Cezaevi’ne konuldu.

Terk ettiği evli ‘nişanlısı’ sokak ortasında öldürdü

Mutlu Yeşilbaş, nişanlısının evli ve iki çocuklu olduğunu öğrenince yıkıldı. Terk etti. Ancak sevgilisi bunu hazmedemedi ve..

Adana’da 36 yaşındaki Mutlu Özyeşilbaş, evli olduğunu öğrenince ayrıldığı ’nişanlısı’ 34 yaşındaki Yalçın Kanmaz tarafından, sokak ortasında 7 bıçak darbesiyle öldürüldü. Olay, Atakent Mahallesi’ndeki TOKİ konutları önünde önceki akşam meydana geldi. Mutlu Özyeşilbaş, 2 yıldır nişanlı olduğu ve evlenme hayalleri kurduğu Yalçın Kanmaz’ın evli ve 2 çocuk sahibi olduğunu öğrendi. Bunun üzerine Özyeşilbaş, Yalçın Kanmaz’ı terk etti. Ancak Kanmaz genç kadının peşini bırakmadı. Mutlu Özyeşilbaş, önceki gün annesi ve ablasıyla birlikte Akıncılar Polis Merkezi’ne giderek Yalçın Kanmaz hakkında suç duyurusunda bulundu. Özyeşilbaş annesi ve ablasıyla evlerine dönerken Yalçın Kanmaz önlerini kesti. “Artık beni istemiyor musun?” diye soran Kanmaz, “Hayır, bırak artık peşimi” yanıtını alınca yanında getirdiği bıçağı çıkarıp annesi, ablası ve çevredeki vatandaşların gözleri önünde genç kadını tam 7 yerinden bıçakladı. Sonra da kanlar içinde kalan sevgilisini kucağına alarak ambulansın gelmesini bekledi. Kanmaz, ambulans geldikten sonra polislere teslim oldu.

Çocuklarını görmeye gitti, eski eşi kurşunladı

Babasının velayetindeki iki kızını polisler eşliğinde görmeye giden Huriye Bekçi, eski eşi tarafından polislerin arasında vuruldu.

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde, yaşayan Huriye Bekçi (28) evli olduğu Yahya B. (34) ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle 6 yıl önce boşandı ve mahkeme 3 kız çocuğunun velayetini babaya verdi. Daha sonra ikinci evliliğini yapan Bekçi, bu evliliğinden de 2 erkek çocuğu sahibi oldu. İlk eşiyle aynı mahalledeki ailesinin yanında kalan Bekçi, 4 yıldır kızlarını görmüyordu. Bekçi, kızları gösterilmeyince mahkemeye başvurdu. Görevlendirilen 2 polis, ablası ve ikiz kardeşiyle çocuklarını görmeye giden Bekçi, eşi tarafından arabanın içinde kurşunlanarak öldürüldü. Bekçi’nin ilk eşinden olan kızlarının devlet korumasına alınacağı belirtilirken, ikinci eşinden olan çocukları 3 yaşındaki Umut ve 2 yaşındaki Talha, babalarına verilecek. İkiz kardeşi yanında öldürülen Nuriye Keskin (28) “Kardeşim korktuğunu söylemesine rağmen, geniş güvenlik önlemi alınmadı. Kardeşim göz göre göre öldü. Kardeşim ortada oturuyordu. Bir yanında ablam, ufak yeğenim ve bir yanında da diğer yeğenim oturuyordu. Arka koltukta ikisi çocuk 4 kişi oturuyordu, Onların arasında kız kardeşime 10-15 el ateş etti, kimse de müdahale etmedi. Kardeşim olay yerinde öldü, polisler olay bittikten sonra Yahya B’yi gözaltına aldı. Biz o anda polislere onlardan şikayetçi olduğumuzu, gerekli önlemleri ve müdahaleyi yapmadıklarını söyledik.”


Vatan

imam nikahlı "sevgi dolu" koca

İmam nikahlı eşini bira şişesiyle doğradı



GAZİANTEP’te aşırı alkol alan 26 yaşındaki Abdullah Ataş barışmak için otomobiline bindirdiği nikahsız birlikte yaşadığı 20 yaşındaki Filiz Karataş’tan ret cevabı alınca bira şişesiyle delik deşik edip öldürdü.



Abdullah Ataş 1.5 yıl önce dini nikah kıydırdığı Filiz Karataş tarafından bir süre önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle terkedildi. Babasının evine dönen Filiz Karataş, sürekli alkol alan eşinin barışma tekliflerini kabul etmedi. İddiaya göre dün gece aşırı derecede alkol alan Abdullah Ataş, eşinin yanına giderek barışmak istedi. Ataş, konuşmak için otomobiline bindirdiği Filiz Karataş’la Nizip İlçesi yolu üzerinde tartıştı. Abdullah Ataş yine ret cevabı alınca genç kadına kırık bira şişesiyle defalarca vurdu.

Kanlar içinde yere yığılan genç kadın, hayatını kaybetti. Filiz Karataş’ın cesedini otomobilin bagajına koyan Ataş, 29 Ekim Mahallesi’ndeki babasının evine getirerek, “Sana gelinini getirdim” dedi. Gelininin bagajdaki cesediyle karşılaşan baba, durumu hemen polise bildirdi. Olay yerine gelen polis aşırı derecede alkollü olan Abdullah Ataş’ı yakaladı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından cenaze otopsi yapılmak üzere Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ne, oradan da asri mezarlığa götürüldü.

Filiz Karataş’ın yakınları Abdullah Ataş’ın sürekli alkol aldığını, bu nedenle şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını söyledi.

Hürriyet

Türkiye'de transseksüel olmak no: 1231...341

ne kadar güzeldin oysa...



Cindy 43 kez bıçaklandı

Ankara polisi, güzelliği nedeniyle arkadaşlarının “Cindy” lakabını taktığı travesti İlyas Çağan’ı (26), bilgisayarının başında 43 kez bıçaklandıktan sonra boğazı kesilerek öldürülmüş halde buldu.


23 Mayıs’taki vahşetin ardından harekete geçen dedektifler, cinayetten birkaç dakika önce Çağan’la birlikte olan diş hekimi B.O.’yu gözaltına aldı. B.O., “Ben çıkarken evde 1.90 cm boyunda, uzun burunlu bir erkeği gördüm. O bekliyordu” dedi. Bu eşkal üzerine, sık sık Çağan’la birlikte olan, internet sitesi tasarımı yapan Murat O.G. (25) bir arkadaşının evinde yakalandı. Cinayeti itiraf ederek tutuklanan şüpheli şunları anlattı: “Cindy bana günde ortalama 2 bin lira kazandığını söylüyordu. Benim de kredi kartlarına yaklaşık 15 bin lira borcum vardı. Bunalıma girince plan yaptım. Cindy’yi arayıp internet sitesi için değişik fikirlerim olduğunu söyledim. 400 lira karşılığında sitesini yenileyeceğimi anlattım. Bana, ‘Para veremem’ deyince, ‘İki kez birlikte olur, ödeşiriz’ dedim. Kabul etti ve evine çağırdı. Bilgisayarı açarken yanımdaki bıçağı sırtına sapladım. ‘Ne yapıyorsun?’ diye bağırdı. Bıçağı kaç kez sapladığımı hatırlamıyorum. Boğazını kestikten sonra Cindy’nin bir şortunu giyip havluyla kanları temizledim. Çekmecedeki bin lirayı alarak kanlı elbiseleri bir torbaya koydum ve evden ayrıldım.”

Hürriyet

Cuma, Mayıs 08, 2009

mardin'de çocuk olmak...

mardin'de bir şey oldu, hala ne olduğunu nasıl olduğunu anlayamadığım... neredeyse 50 çocuğun aklına hiç unutamayacakları bir anı kazındı, aynı çocukların bundan sonra nasıl ayakta kalacağı meçhul... olayın bu en acı ve ürkütücü noktası hakkında yeni bir cümle kuramıyorum düşününce ağlayamadığımdan boğazım ağrıyor, ağrıdıkça boğazım ben ne yapacağımı şaşırıyorum...

birileri çıkıyor bunca felaketin ortasında bir de kız çocukları ayrı okutulsun diyor. (gündem her zamanki gibi karıştıkça karışıyor. karışıklıktan istifade değişiklikler başlıyor...) sonra başka birileri bu öneriyi destekliyor, ergenlik yaşı düştü diyor -bu birilerinin mevkilerini hatırlamak ile istemiyorum ki hatırladığımda daha çok ürküyorum.

ergenlik o kadar ürkütücü bir şey oldu ki bu ülkede, sanki doğal bir süreç değilmiş de buradaki kız ve erkek çocuklarına verilmiş bir cezaymış gibi algılanıyor. memelerinin çıkması mesela tecavüze davetiye oluyor. eğer erkeksen hormonlarının tavan yapması her şeye iznin olmasını sağlıyor ya da...

okulları ayıralım. kadını hiç tanımayan erkek sayısını artırıp, bacağını gördüğü kadını kuytuya çekme eğilimini artıralım iyice. kadınların neyin ne olduğunu bilmesini engelleyelim iyiden iyiye, baskılayalım iyice ki hata yapsınlar onlar da defalarca -kısa süre sonra söz hakları da kalmayacak zaten... daha kötüsü kadınla erkeği ayırdıkça ayıralım birbirinden. her ilçeye bir kadın okulu bir erkekokulu kurup sonra o kadın okullarını da kapatalım oldu olacak... eşitiz ya eşitlikçiyiz ona hizmet edelim...

o kadar sinirliyim ki toparlayamıyorum cümlelerimi. kocaman bir felaketin içinden onlarcası daha çıkıyor. hatta bir tek topraktan onlarcası fışkırıyor...

Pazartesi, Nisan 27, 2009

...takip edilmeyi gerektirir

bir de olası bir cinayette yitip gittiyseniz arkanızdan konuşur ahlak bekçileri... ne de olsa kadınsınız. ahlaksızsınız. takip edilmiyorsanız. erkek arkadaşınızlaysanız her şey müstehak size; ölüm bile...

"İstanbul Emniyet Müdürü CELALETTİN CERRAH

Anne babanın dışarıda olma sebebini bana değil hakime soracaksınız!


İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı defalarca aradım. Defalarca. Artık utandım, o kadar çok. Tutturuk bir şekilde. Sürekli özel kalemine mesaj bıraktım. Çok yoğun bir gündemi olduğu için bana geri dönmesi tam 12 saat sürdü.

Hayalim, onunla uzuuun bir röportaj yapmaktı.

Bırakın röportajı, bu cinayetle ilgili beyanat bile veremeyeceğini söyledi.

"Aileyle, uzmanlarla görüşün ama polis olarak size bu konuda yardımcı olamayız" dedi. Sebebi, cinayetin hazırlık tahkikatının devam etmesiymiş. Şu an söyleyeceği herhangi bir şey davanın seyrini etkilermiş. Özel ekipler kurulmuş, polis elinden geleni yapıyormuş.

"Ama kamuoyunda farklı bir kanı var" dedim.

"Ne gibi?" dedi.

"Eğer Münevver bir aşçıbaşının kızı değil de, Sabancı, Koç gibi bir ailenin kızı olsaydı, Cem Garipoğlu çoktan yakalanırdı."

"Alakası yok" dedi,

"Bunlar bizi etkilemez!"

Çatı katı faillerini örnek verdi.

"Onları da yakalayan biz değil miydik? Eğer polisimiz, son sürat konteynerin içindeki cesedi bulmasaydı, evdeki kan izlerine ulaşılamayacaktı. Delil- melil kalmayacaktı. Biz üzerimize düşeni yaptık, gayet seri ve hızlı davrandık."

"İyi ama" dedim, "O kan izlerine rağmen, anne baba dışarıda. Neden?"

Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi: "Onun sebebini bana değil, bir zahmet hakime soracaksınız!"

"54 gün oldu aileye bilgi verilmiyor. Neden?" dedim.

"Ekiplerimi onlara yollamadığımı nereden biliyorsunuz?" dedi.

"Çünkü onlarla konuşuyorum" dedim.

Birden şöyle tuhaf bir şey söyledi: "Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?"

"Nasıl yani?" dedim.

"E takip etselermiş kızlarını" dedi.

"Ama" dedim "17 yaşındaki bir kızı sürekli kontrol edemezsiniz ki!"

"Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?" gibi tuhaaaafffff ahlakçı bir muhabbete dönüştü konuşma.

Aile fazla serbest davranırsa, kızlarının bir erkek arkadaşı olmasına ses çıkarmazsa, o da onun evine girip çıkarsa, kafasının testere ile kesilmesi normalmiş manası çıkabilecek mini bir sohbet.

"Münevver’in anısına bir konser düzenlense ve geliri Emniyet güçlerine aktarılsa hoşunuza gider mi" dedim.

"Tabii ki hayır!" dedi, "Polis, failleri para alıp buluyor, derler."

İtiraf etmeliyim ki, o anda polis teşkilatının da baskı altında olduğunu hissettim.

Sonra, "Siz Dubai’desiniz değil mi?" dedi.

"Evet" dedim heyecanla, "Atlayın yarın gelin, yüz yüze konuşalım" diyecek zannettim.

Ama öyle demedi.

"Devletin telefonuyla daha uzun Dubai ile konuşamam" dedi.

"Çok haklınız, özür dilerim, bana yazsın" dedim, "Ben sizi arayayım..."

"Yok zaten bu konuda söyleyebileceğim daha fazla bir şey yok. İyi geceler!" dedi.

Ve kapattı.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la, 12 saat, işte bu konuşmayı yapabilmek için beklemiştim.

Yine de kendisine teşekkür ederim, en azından telefonuma çıktı...

Ayşe Arman - Hürriyet"

Çarşamba, Mart 25, 2009

ya da transseksüel olmak...

Bursa'da çöp kutusunun yanına bırakılan çuvaldan kafası kesilerek öldürülmüş bir transeksüele ait ceset bulundu. Polis katili ve başsız vücudun sahibini arıyor.

BURSA'DA bir hafta arayla ikinci kesik baş cinayeti yaşandı. Önceki gece saat 03:00 sıralarında merkez Yıldırım ilçesi Yunus Emre Mahallesi Yaprak Sokak üzerinde devriye gezen ekipler, çöp kutusunun yanına bırakılan çuvaldan kuşkulandı. Ağzı bağlı olan çuvalı açan polisler göğsünde derin kesikler bulunan başsız bir ceset buldu.

SİLİKONLARI PATLAMIŞ
Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cesedin 30-35 yaşlarındaki bir transeksüele ait olduğu belirlendi. Transeksüelin öldürülmeden önce göğüslerindeki silikonların patlatıldığı ortaya çıktı. Polis cesedin başını bulmak için cesedin atıldığı yerin çevresindeki güvenlik kamerası olan iş yerlerini incelemeye aldı. Ekipler, çevredeki esnafları gezerek bilgi topluyor. Bir hafta önce Nilüfer ilçesinde ormanlık alanda başı kesildikten sonra cesedi yakılmış bir kadın bulunmuştu. Polis iki cinayeti aynı kişinin işlemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. İHA/BURSA

Katili eski sevgili çıktı


ESKİŞEHİR’DE iki gün önce evlerinde öldürülen (26) Derya Gün ile (50) annesi Fikret Gün’ün katil zanlısı yakalandı. Evli 2 çocuk babası (37) Selami Yavuz’un eve pencereden girdiği belirlendi.

İTİRAF ETTİ
GÖZALTINA alınan Selami Yavuz, Derya Gün ile bir ay önce de ayrıldıklarını söyledi. Eve pencereden girdiğini anlatan Selami Yavuz: ‘Cezaevindeyken plastikten yapılan kapı ve pencerelerin açılmasını öğrenmiştim. Eve böyle girdim. Barışma teklifimi kabul etmedi. İkisini de öldürdüm’ dedi.

STAR

Pazartesi, Aralık 22, 2008

aile?


İlişkiye girmek istemeyen eşini boğdu

15 gün öce evlenen genç eşi cinsel ilişkiyi reddedince çılgına dödü ve... DİYARBAKIR’da pazarcılık yapan Ö.S. (26), görücü usulüyle tanıştığı S.Ö. (26) ile 15 gün önce imam nikahıyla evlendi. İddiaya göre ÖS, önceki gece eşiyle cinsel ilişkiye girmek istedi ancak eşinin karşı çıkması üzerine aralarında tartışma çıktı. Tartışma sırasında sinirlenen ÖS, genç kadını boğarak öldürdü. Cinayete hırsızlık görüntüsü vermek isteyen zanlı polisin şüphelenmesi üzerine suçunu itiraf ederek şunları söyledi: “Eşimle şakalaşıyorduk, o sırada boğazına sarıldım. Elim ağır olduğu için boğulmuş.” Otopsi raporunda bakire çıkan SÖ ise toprağa verildi.

Cuma, Aralık 19, 2008

Türkiye'de travesti olmak

Travestiye gece infazı

Tuzla'da bir travesti, tabancayla öldürülmüş olarak bulundu. Karayolları Bölge Müdürlüğü'ne ait temizlik aracının çalışanları, TEM Otoyolu'nun Gebze-İstanbul istikameti Orhanlı mevkisinde yol kenarındaki yeşillik alanda bir ceset buldu. Güvenlik güçlerine bilgi verilmesinin ardından yapılan inceleme sonucu, üzerinde kimliğini belirleyici belge çıkmayan travestinin, göğsüne isabet eden 2 kurşunla öldüğü anlaşıldı.

Takvim

Perşembe, Aralık 04, 2008

kadın sıkıntısı

Aile boyu eşkiyaymış

4 Aralık 2008 Perşembe, 01:06

Müzikhol basarak, A.C.’yi kaçıran magandalardan Cihangir N.’nin eşi Derya N’yi öldürdüğü iddiasıyla arandığı belirlendi. Azmettirici Yusuf K.’nın ağabeyi de polis kıyafetiyle adam kaçırmaktan sabıkalı.

AVCILAR’DA ağustos ayında meydana gelen olayda konsomatris A.C., polis kıyafetli 7 şehir zorbası tarafından yerlerde sürüklenerek kaçırılmasını ardından her gün yeni bilgilere ulaşılıyor.

Müzikhol basan şahıslardan Cihangir N’nin eşi Derya N’yi öldürmekten arandığı belirlendi. Yusuf K., Gesim G., ve Yıldırım A. gibi, sabıkalı olan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanan şahıslar gibi olayın firari zanlısı Cihangir N.’nin de sabıkalı olduğu öğrenildi. Olayın diğer firari zanlısı Mehmet Fuat B.’nin olaydan sonra Kuzey Irak’a kaçtığı tespit edildi. Gasp bürosu dedektifleri iki zanlıyı bulmak içinde çalışmalarını yürütüyor.

MÜZİKHOL baskınıyla herkesi hayretler içinde bırakan şehir zorbalarının kullandıkları yönteme yabancı olmadıkları ortaya çıktı. Polis kıyafetlerini Eminönü Mercan’dan aldığını söyleyen şehir eşkiyalarından olan ve olayın azmettirici olan Yusuf K.’nın ağabeyinin de aynı yöntemle adam kaldırdığı öğrenildi. Yaşadığı korku dolu geceyi üzerinden atamayan konsomatris A. C., ‘Bunlar polis diyerek bağırmama rağmen kimse kılını kıpırdatmadı.

YAKARSAN, YANARSIN

BENİ
50 metre sürükleyerek otomobile bindirip kaçırdılar. Büyükçekmece’de bir eve götürüp tecavüz ettikten sonra sabah banyoya götürüp yıkadılar. Önce iş bulma vadinde bulundular sonra ‘Bizi yakarsan sende yanarsın’ diye tehdit savurdular ifadesini vermişti.

(Star)

Perşembe, Kasım 27, 2008

baba...kız

Babasını öldüren Özlem'in annesi yaşadıklarını anlattı: "Boşanmak istiyordum. Ancak eşim 'Vazgeç seni öldürür, kızını da geneleve satarım' diye tehdit ediyordu"..
Tokat'ta yaşanan cinayetin ardında bir değil birkaç dram çıktı. Baba katili olan bir evlat, bir yanda ortada kalan küçücük çocuklar ve diğer yanda yaşamı boyunca şiddet görmüş bir kadın... Tokat'ta eşi, 19 yaşındaki kızı tarafından öldürülen 7 çocuk annesi Hanife Altun, "Kızım avukat olmak istiyordu. O adam kızımın hayallerini yıktı. İstemediği kişiyle evlendirdi. Kızım bizim için kendini feda etti" dedi. Bir anda olanların şokunu atlatamayan Hanife Altun şunları söyledi: "Eşim Muhittin'in hedefi oğlumdu. Oğlum Marmaris'teki dayısının yanında iki ay çalıştı. Dönünce babasına 250 YTL para verdi. Babası 'Senin oğlun benden para kaçırıyor, onu öldüreceğim' diyordu. Olaydan 15 gün önce tekrar kavgamız oldu. 7 çocuğumla birlikte babamın evine geldim. Boşanma işlemlerine de başlamıştım. Sık sık haber yolladı. Dönmezsem beni, kardeşlerimi ve çocuklarımı öldürüp, sonra da kafasına kurşun sıkacağını söyledi. Başkalarının benim yüzünden canı yanmasın diye evime döndüm. Sadece Özlem dedesinde kaldı. Eve döndükten sonra 2 gece uyku uyumadım, çocuklarımı öldürecek diye..."

'BABAMI ÖLDÜRDÜM' DEDİ
Talihsiz kadın şöyle devam etti: "Olay günü de eline sopa alıp sarhoş olarak eve geldi. Beni dövdü. Oğlum da ablasına anlatmış. Özlem eve geldi ve bir şey olup olmadığını sordu. Sonra mutfağa geçti. Çay yapacak sanıyordum. Yarım saat sonra eşim bu kez bir elinde sopa bir elinde bıçak alkollü olarak tekrar eve geldi. Bana vurmaya başladı. O sırada Özlem çaydanlıkla geldi. Babasının yüzüne sonradan yağ olduğunu öğrendiğim şeyi attı. Eşim acı içinde kıvranırken, ben 'yapma' dedim. Özlem beni oturma odasına kilitledi. Bir süre sonra kapıyı açarak 'babamı öldürdüm' dedi. Elinde sopa titriyordu. Kızım avukat olmak istiyordu. O adam hayallerini yıktı. İstemediği kişiyle evlendirdi. Bizim için kendini feda etti. Bana 'boşanmaktan vazgeç, yoksa seni öldürür, kızını da geneleve satarım' diyordu."

EVE YAKLAŞMAMA CEZASI
Adam öldürmek, yaralamak ve uyuşturucudan sabıkalı Muhittin Altun'un en son temmuz ayı içinde evinin bahçesinde hint keneviri yetiştirdiği için yakalanarak, hakkında işlem yapıldığı belirtildi. Uzun süre işsiz olan Altun'un ailesini Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma'dan aldığı yardımlarla geçindirdiği, geçen yıl belediyenin aileye yardım amaçlı olarak Altun'un çalışması için prefabrik köfteci dükkanı yaptığı belirtildi. Altun hakkında, eşini ve çocuklarını dövdüğü gerekçesiyle dava açıldığı ve Altun'un öldürüldüğü gün 3 ay eve yaklaşmama cezası verildiğine dair tebliğ geldiği öğrenildi. Altun'a daha önce de mahkeme tarafından 1 ay eve yaklaşmama cezası verildiği ortaya çıktı.

(Sabah)

Pazar, Kasım 16, 2008

kaybolan anne... kaybolan çocuklar...

İnsanlığın bittiği vahşetin başladığı an


Antalya'da bir kişi kendisini aldattığı gerekçesiyle 6.5 aylık hamile eşini önce dövdü, sonra 4 yaşındaki kızın gözü önünde öldürüldü. Kadının karnındaki bebek kurtarıldı

Soner KOCAER
ANTALYA - 26 yaşındaki Suat Dalgakıran, kendisini aldattığından şüphelendiği 6.5 aylık hamile eşi 22 yaşındaki Fatma Dalgakıran'ı sokak ortasında 4 yaşındaki kızı K.'nın önünde bıçaklayarak öldürdü. Dalgakıran'ın karnındaki erkek bebek sezaryenle kurtarıldı.
Olay, saat 15.00 sıralarında Muratpaşa Mahallesi 564 sokakta meydana geldi. Bir ay önce Şarampol Polis Merkezi'ne giden Suat Dalgakıran, 5 yıl önce evlendiği eşi Fatma Dalgakıran'ın mahallelerindeki kahevenin işletmecisiyle ilişkisinin olduğunu öne sürerek ikisinden de şikayetçi oldu. Dalgakıran daha sonra çok sevdiği erkek bebeğe hamile eşinden vazgeçemeyeceğini anlayınca barıştı, polis de herhangibir işlem yapmadı.
Suat Dalgakıran, öğle saatlerinde evinde eşiyle yine kendisini aldattığını öne sürerek tartıştı. Dayak korkusundan evden dışarı çıkan eşinin peşinden giden Suat Dalgakıran, sokak ortasında yakalayıp dövmeye başladı. Dalgakıran, hemen sonra yanında taşıdığı bıçakla, kızı K.'nın gözleri önünde eşini 12 bıçak darbesiyle yaraladı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen polis Suat Dalgakıran'ı gözaltına alırken, çağrılan ambulansla kaldırıldığı Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde tüm çabalara karşın kurtarılamadı. Dalgakıran'ın karnındaki bebek ise sezaryenle alınarak kuvöze konuldu. Erkek bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Babasının, annesini gözleri önünde bıçaklamasının şokunu yaşayan minik K. ise akrabaları tarafından götürüldü.
(Radikal)

Perşembe, Kasım 13, 2008

"‘Mahkemede dövmeyeceğim’ dedi kurşunlayıp intihar etti "

Babatlı ‘Bir daha karşınıza gelirsem beni asın’ demişti

DİYARBAKIR’DA 7 Kasım tarihinde eşini silahla öldürdükten sonra intihar eden Süleyman Babatlı hakkında geçen ay Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ‘eşe karşı kasten yaralama’, ‘silahla tehdit’ ve ‘kötü muamele’ suçlarından işlem yapıldığı belirlendi. Eşi Fatma Babatlı’nın ölümünden bir ay önce yaptığı şikayetle gözaltına alınarak savcılığa çıkarılan Babatlı’nın, o tarihte tutuklanma istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildiği öğrenildi. Babatlı, mahkemede, yaptıklarından pişmanlık duyduğunu belirterek, ‘Eşime kötü davranışlarda bulunduğumu kabul ediyorum. Bir daha karşınıza gelirsem beni idam edin’’ demişti.

SOKAKTA ÖLDÜRMÜŞTÜ

MAHKEME,
‘mevcut delil durumu ve tutuklamanın ceza değil tedbir olduğu’ gerekçesiyle savcılığın tutuklama talebini reddetti. Mahkeme, şüpheli Babatlı’nın hazırlık soruşturması tamamlanıncaya kadar en yakın karakola giderek imza atmasını kararlaştırmıştı. Babatlı, 7 Kasımda, tartıştığı 7 çocuklu eşi Fatma Babatlı’yı sokak ortasında silahla öldürdü. Daha sonra intihara kalkışan ve ağır yaralanan Babatlı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. AA

(Star)

Çarşamba, Kasım 12, 2008

koru(ma)

Fatma'nın tek isteği dayak yememekti

09/11/2008

‘Koruma’ altındaki kadın, eşi tarafından sokak ortasında vuruldu. Kadın örgütleri isyanda

YONCA CİNGÖZ

DİYARBAKIR- Şiddet gördüğü gerekçesiyle boşanma davası açan Fatma Babatlı, önceki gün Diyarbakır’da sokak ortasında eşinin silahından çıkan kurşunların kurbanı oldu. Aile Mahkemesi’nden koruma kararı da olan Babatlı pekçok benzeri gibi ‘korunamadığı’ için davası sonuçlanmadan can verdi.
Yedi çocuk annesi 35 yaşındaki Fatma Babatlı, evliliğinin başından beri eşi Süleyman Babat’tan şiddet görüyordu. Temmuz ayında Büyükşehir Belediyesi’ne giderek evden ayrıldığını anlattı ve maddi destek istedi. Belediye, Babatlı’yı Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne yönlendirdi. Avukat bulundu ve davası açıldı.
Uzaklaştırma kararı yüzünden eve giremeyen eşi sürekli rahatsız ediyor, camları kırıp bağırıyordu. Fatma birçok kez polisi aradı ve eşi yalnızca bir gün gözaltında kaldı. İddiaya göre, orada ‘Benim eşime kim bu akılları veriyor?’ diye soran Süleyman Babatlı’yı polis, “Karşıda Kadın Merkezi var, oradan getiriyorlar kadınları” diye bilgilendirdi.
Bir süre sonra boşanmayı önlemek için aile büyükleri araya girdi. Fatma, bir kez daha denemeye karar verdi. Birlikte yaşamaya başladılar ancak ikinci bahar iki hafta bile sürmedi. Fatma yine şiddet görüyordu. Yeniden Kadın Merkezi ile iletişim kuran kadın, boşanmaya kesin kararlı olduğunu söyledi. Bu kez ailesinin yanına taşındı. Ancak temmuz ayından beri koruma kararı olmasına rağmen, tehditlere rağmen onu koruyan hiçbir kuvvet yoktu.
15 Ekim’de yeniden boşanma davası açıldı. Bu haber eşini öfkelendirdi. 10 ve 27 Ekim’de eşin tehdidiyle ilgili yeniden savcılığa suç duyurusunda bulunuldu ancak gelişme olmadı. Fatma Babatlı, önceki gün eşinin telefonuna yanıt verdiğinde duyduklarına inanamadı. Eşi “Tamam boşanalım. Size ve çocuklara bir ev alacağım. Birlikte gidip eve bakalım” dedi. Fatma ona inanıp ailesinin evinden çıktı. Bir süre birlikte yürüdüler ancak birkaç sokak ileride silahını çıkaran Balatlı, önce eşini öldürdü, sonra aynı silahla intihar etti.

‘Katilleri kim?’
Diyarbakır’da kadın örgütleri dün birlikte cinayeti kınarken, “Fatma’nın katilleri kimler? Kadına yönelik şiddeti meşru gören, gösteren anlayış mı? Fatma’yı karakoldan evine gönderen polis mi? Koruma kararı verip uygulamayan savcı mı? Şiddet uygulayan eşini salıverenler mi? Aileyi korumak için yasa çıkarıp boşluklarını tamamlamayan Meclis mi? Gediği kapatmak için genelge yayınlayıp takibini yapmayan hükümet mi?” diye sordu.

(Radikal)

boynuz indirimi...

Eşini öldüren boynuz desin!

10/11/2008

Eşini öldüren kocanın ömür boyu olan hapis cezası "Bana boynuzlu dedi" deyince 16 yıla indirildi


Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)

İZMİR'de kendisini aldattığını iddia ettiği eşini öldüren Ethem Gürsoy mahkeme tarafından ömürboyu hapis cezasına çaprtırıldı. Ancak ceza, eşinin kendisine ‘Boynuzlu, p..enk’ dediği gerekçesiyle 16 yıl hapse indirildi.
İzmir’de kitap pazarlamacısı bir çocuk babası 34 yaşındaki Ethem Gürsoy, geçen mart ayında cinayet bürosuna avukatıyla gelip karısını öldürdüğünü söyleyerek teslim oldu. Suç aleti tabancayı da emniyete getiren Gürsoy ifadesinde, kitap pazarlamacılığı yaptığını, sabah uyandığında 17 yıllık ev kadını eşi 34 yaşındaki Tülay’ın, birisiyle cep telefonuyla konuştuğunu ve karşısındaki kişiye ‘Canım, cicim’ diye hitap ettiğini duyduğunu öne sürdü. Cinayeti polise ayrıntılı şekilde anlatan Ethem Gürsoy, hızla yanına gittiği eşinin, daha önceden hiç görmediği ve numarasını dahi bilmediği cep telefonunu kapattığını, pilini de yerinden çıkararak sorularına cevap vermediğini, konuşup gerçekleri anlatması için eşi Tülay’ı masada karşısına oturttuğunu, eşinin kendisine, ‘Boynuzlu p..enk. Boşayacaksan boşa’ dediğini iddia etti. Bu sözler üzerine çılgına dönüp, bulundurma ruhsatlı tabancasıyla ateş eterek eşini öldürdüğünü anlattı.
Polis olayın olduğu eve geldiğinde Tülay Gürsoy’un eşini üç el ateş ederek öldürdüğü, cinayetten sonra silah sesine uyanan 17 yaşındaki oğlunu alıp, akrabalarının evine gittiği ve olayı orada oğluna anlattıktan sonra teslim olduğunu belirlendi.


ÖNCE ÖMÜR BOYU HAPİS

İzmir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘eşini kasten öldürmek’ suçundan ömürboyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan Ethem Gürsoy, son kez hakim önüne çıktı. Avukatı aracılığıyla son savunmasını yapan Ethem Gürsoy, olayların bu safaya gelmesinden dolayı çok pişman olduğunu, eşini çok sevdiğini, başkalarıyla konuşmalarını ve chatleşmelerinin sonucu tartışma sırasında kendisine söylediği ağır sözler yüzünden bir anlık öfke ile cinayeti işlediğini, pişman olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti Ethem Gürsoy’u önce ömürboyu hapis cezasına çarptırdı. ardından ölen eşinin ‘boynuzlu p..enk” sözlerini ağır tahrik nedeni sayıp, Gürsoy’un cezasını 16 yıl hapse indirdi.

(Radikal)

Pazartesi, Kasım 10, 2008

Kız bebek vahşeti

Kaçırıldığı iddia edilen dört aylık bebek derede ölü bulundu. Annesi ‘Beşikten düşerek öldü. Kayınvalidemle korkup dereye attık’ dedi. Dayı ise ‘Babaanne bebeği kız diye sevmiyordu’ iddiasında bulundu

İSKENDERUN’DA ailesinin kaçırıldığını iddia ettiği 4 aylık bebek dere yatağında ölü bulundu. Bebeğin anne, babaanne ve dedesi gözaltında. Olay Yıldırımtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Pazarda tezgahını kuran bir esnaf dere yatağında bir bebek cesedi olduğunu görünce polisi aradı. İskenderun Devlet Hastanesi morguna kaldırılan bebeğin ilk otopsisinde göğüs, bacak ve koltuk altında darp izlerine rastlandı. Ceset bulunmadan kısa süre önce polise bebeğin kaçırıldığı ihbarını yapan anne Müzeyyen G., babaanne Sive G. ve dede Zübeyir G. gözaltına alındı. Eşi bir haftalık asker olan genç kadın ‘Kayınvalidem bebeği beşikten düşürdü. Öldüğünü görünce de korkudan cesedi dere yatağına bırakıp ‘kaçırıldı’ diye karakola başvurduk’ dedi.

‘KAÇIRILMASI İMKANSIZ’

SİVE G. ise ‘Beşikten düşüp öldü sonrasını hatırlamıyorum’ ifadesi verdi. Dede ‘Hiçbir şeyden haberim yok’ dedi. Ancak bebeğin dayısı Ziya Demirkıra ‘Kardeşim, hamile kaldığı iki erkek bebeği kaybetti. Bu yüzden kayınvalidesi kardeşime kötü davranıyor, bebeği kız olduğu için sevmiyordu’ iddiasında bulundu. AA / HATAY

(Star)

Cuma, Kasım 07, 2008

boğaz kesen çocuk(lar)...

İnternette tanıştıkları kızın boğazını kestiler

Tarık YILMAZ � YOZGAT / SABAH
07.11.2008
Yozgat'ta 3 gündür kayıp olan 15 yaşındaki liseli kız E.B.P ormanlık alandaki gölet kenarında boğazı kesilmiş halde bulundu. Kaldırıldığı hastanede tedavisi süren ve hayati tehlikesi bulunan liseli kızın, internetten tanıştığı 16 ve 14 yaşlarındaki iki öğrenci tarafından gasp edildiği ortaya çıktı. Üç gün önce ailesinin kayıp başvurusu üzerine aranmaya başlayan E.B.P, 20 saat boyunca yaralı olarak kaldığı gölette bulundu. Olayla ilgili soruşturmada polis genç kızın, Yozgat'ta iki ayrı lisede eğitim gören erkek arkadaşları 16 yaşındaki Ü.A. ile 14 yaşındaki F.K'yi gözaltına aldı. Sorgulama sonucunda E.B.P'nin, söz konusu iki öğrenciyle internet üzerinden tanıştığı ve salı günü Boğazlıyan ilçesinden Yozgat'a gelerek bu arkadaşlarıyla birlikte Yozgat Çamlığı'na gittiği ortaya çıktı. İki erkek öğrencinin, genç kızın 180 YTL ve telefonunu gasbettikleri, usturayla kızın boğazını kesip, göletin kenarına bırakıp kaçtıkları iddia edildi.
(Sabah)



Perşembe, Kasım 06, 2008

evlat...



Annesinin sevgilisini ezerek öldürdü

Zonguldak Çaycuma'da; 27 yaşındaki Aytekin Kara, 39 yaşındaki evli sevgilisi Hanım K.'nin oğlu Murat K. tarafından önce darp edildi, daha sonra otomobille ezilerek öldürüldü. Olaydan sonra yakalanan zanlı ifadesinde, ölen gencin annesiyle ilişkisi olduğunu ve 8 bileziğini aldığı için öldürdüğünü söyledi. K. ile birlikte Hanım K., S.K. ve C.K de gözaltına alındı.

Çarşamba, Kasım 05, 2008

‘Sarhoştum’...

Pippa Bacca ’yı öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Murat K. savunmasında ‘Alkollü olduğum için olay günü yaşananları hatırlamıyorum’ dedi.

GEBZE’DE aracına aldığı ‘Pippa Bacca’’ ismiyle tanınan İtalyan sanatçı Giuseppina Pasqualina Di Marineo’yu tecavüz ettikten sonra boğarak öldürdüğü iddia edilen Murat K.’nin yargılanmasına devam edildi. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’’ istemiyle yargılanan tutuklu sanık ifadesinde ‘Olay günü hem alkol hem de uyuşturucu almıştım. Onun için hiçbir şey hatırlamıyorum’’ dedi. Pippa’nın annesi Elena Manzoni tercüme skandalının tekrarlanmaması ve davanın hızlı devam etmesi için duruşmaya gelmedi.

(Star)