çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 03, 2011

Sen Utanma N.Ç. Suçlu Benim ve Ben Utanıyorum!

kaç gündür bir şeyler demek istiyorum... diyemiyorum... bir "insana" bunu/bunları yaşattığımız için utanıyorum. üstelik n.ç. "çocuk" ve ben düşündükçe kahroluyorum.

biliyorum, hiçbir şey değişmeyecek, kimsenin vicdanı sızlamayacak, herkes topu bir diğerine atacak ve hiçkimse sorumluluğu üstlenmeyecek... rutin, bilindik, olağan, sıradan... adına ne denirse... ben özür dilerim n.ç. bir işe yaramayacağını bile bile...

Cuma, Nisan 09, 2010

Tecavüz Mağduruna "Bugün Git, 15 Ay Sonra Gel"

Nasıl bu hale gelindi ve tüm bunlar nasıl siniyor insanların içine anlamak mümkün değil.

Bu link aracılığı ile ulaşabileceğiniz haber "15" yaşında bir insanın "tecavüz nedeni ile psikolojik tahribata maruz kalıp kalmadığının" tespiti için "15 ay" sonrasına gün verildiğinden söz ediyor. Ve bu haber, neresinden tutulsak parçalanıp elimizde kalan bir düzeni simgeliyor.

Hala "psikolojik tahribat testi" ile "tecavüzden etkilenip etkilenilmediği" konusunda karar veriliyor olması zaten saçmalıkken bir de 15 ay sonrasına randevu verilmesi tüylerimi diken diken ediyor.

Ne demeli, gerçekten bilmiyorum...

Salı, Şubat 16, 2010

183 - Şiddet Hattı

deryik'in sözlerine ekleyecek bir şey yok.

"alo 183 - şiddet hattı. şiddet gören kadınlar için sığınma umudu.

sığınma evleri teker teker kapatılırken veya sırf, belediye başkanları icraatlarının duyurulmasından ötesini düşünmüyor diye adresleri telli duvaklı ilan edilirken - telefonla da ulaşmak mümkün. arayan olursa diye, gerekmemesi umuduyla. yazması benden."


http://deryik.blogspot.com/2010/02/183.html

Cuma, Mayıs 08, 2009

mardin'de çocuk olmak...

mardin'de bir şey oldu, hala ne olduğunu nasıl olduğunu anlayamadığım... neredeyse 50 çocuğun aklına hiç unutamayacakları bir anı kazındı, aynı çocukların bundan sonra nasıl ayakta kalacağı meçhul... olayın bu en acı ve ürkütücü noktası hakkında yeni bir cümle kuramıyorum düşününce ağlayamadığımdan boğazım ağrıyor, ağrıdıkça boğazım ben ne yapacağımı şaşırıyorum...

birileri çıkıyor bunca felaketin ortasında bir de kız çocukları ayrı okutulsun diyor. (gündem her zamanki gibi karıştıkça karışıyor. karışıklıktan istifade değişiklikler başlıyor...) sonra başka birileri bu öneriyi destekliyor, ergenlik yaşı düştü diyor -bu birilerinin mevkilerini hatırlamak ile istemiyorum ki hatırladığımda daha çok ürküyorum.

ergenlik o kadar ürkütücü bir şey oldu ki bu ülkede, sanki doğal bir süreç değilmiş de buradaki kız ve erkek çocuklarına verilmiş bir cezaymış gibi algılanıyor. memelerinin çıkması mesela tecavüze davetiye oluyor. eğer erkeksen hormonlarının tavan yapması her şeye iznin olmasını sağlıyor ya da...

okulları ayıralım. kadını hiç tanımayan erkek sayısını artırıp, bacağını gördüğü kadını kuytuya çekme eğilimini artıralım iyice. kadınların neyin ne olduğunu bilmesini engelleyelim iyiden iyiye, baskılayalım iyice ki hata yapsınlar onlar da defalarca -kısa süre sonra söz hakları da kalmayacak zaten... daha kötüsü kadınla erkeği ayırdıkça ayıralım birbirinden. her ilçeye bir kadın okulu bir erkekokulu kurup sonra o kadın okullarını da kapatalım oldu olacak... eşitiz ya eşitlikçiyiz ona hizmet edelim...

o kadar sinirliyim ki toparlayamıyorum cümlelerimi. kocaman bir felaketin içinden onlarcası daha çıkıyor. hatta bir tek topraktan onlarcası fışkırıyor...

Pazartesi, Nisan 27, 2009

...takip edilmeyi gerektirir

bir de olası bir cinayette yitip gittiyseniz arkanızdan konuşur ahlak bekçileri... ne de olsa kadınsınız. ahlaksızsınız. takip edilmiyorsanız. erkek arkadaşınızlaysanız her şey müstehak size; ölüm bile...

"İstanbul Emniyet Müdürü CELALETTİN CERRAH

Anne babanın dışarıda olma sebebini bana değil hakime soracaksınız!


İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı defalarca aradım. Defalarca. Artık utandım, o kadar çok. Tutturuk bir şekilde. Sürekli özel kalemine mesaj bıraktım. Çok yoğun bir gündemi olduğu için bana geri dönmesi tam 12 saat sürdü.

Hayalim, onunla uzuuun bir röportaj yapmaktı.

Bırakın röportajı, bu cinayetle ilgili beyanat bile veremeyeceğini söyledi.

"Aileyle, uzmanlarla görüşün ama polis olarak size bu konuda yardımcı olamayız" dedi. Sebebi, cinayetin hazırlık tahkikatının devam etmesiymiş. Şu an söyleyeceği herhangi bir şey davanın seyrini etkilermiş. Özel ekipler kurulmuş, polis elinden geleni yapıyormuş.

"Ama kamuoyunda farklı bir kanı var" dedim.

"Ne gibi?" dedi.

"Eğer Münevver bir aşçıbaşının kızı değil de, Sabancı, Koç gibi bir ailenin kızı olsaydı, Cem Garipoğlu çoktan yakalanırdı."

"Alakası yok" dedi,

"Bunlar bizi etkilemez!"

Çatı katı faillerini örnek verdi.

"Onları da yakalayan biz değil miydik? Eğer polisimiz, son sürat konteynerin içindeki cesedi bulmasaydı, evdeki kan izlerine ulaşılamayacaktı. Delil- melil kalmayacaktı. Biz üzerimize düşeni yaptık, gayet seri ve hızlı davrandık."

"İyi ama" dedim, "O kan izlerine rağmen, anne baba dışarıda. Neden?"

Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi: "Onun sebebini bana değil, bir zahmet hakime soracaksınız!"

"54 gün oldu aileye bilgi verilmiyor. Neden?" dedim.

"Ekiplerimi onlara yollamadığımı nereden biliyorsunuz?" dedi.

"Çünkü onlarla konuşuyorum" dedim.

Birden şöyle tuhaf bir şey söyledi: "Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?"

"Nasıl yani?" dedim.

"E takip etselermiş kızlarını" dedi.

"Ama" dedim "17 yaşındaki bir kızı sürekli kontrol edemezsiniz ki!"

"Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?" gibi tuhaaaafffff ahlakçı bir muhabbete dönüştü konuşma.

Aile fazla serbest davranırsa, kızlarının bir erkek arkadaşı olmasına ses çıkarmazsa, o da onun evine girip çıkarsa, kafasının testere ile kesilmesi normalmiş manası çıkabilecek mini bir sohbet.

"Münevver’in anısına bir konser düzenlense ve geliri Emniyet güçlerine aktarılsa hoşunuza gider mi" dedim.

"Tabii ki hayır!" dedi, "Polis, failleri para alıp buluyor, derler."

İtiraf etmeliyim ki, o anda polis teşkilatının da baskı altında olduğunu hissettim.

Sonra, "Siz Dubai’desiniz değil mi?" dedi.

"Evet" dedim heyecanla, "Atlayın yarın gelin, yüz yüze konuşalım" diyecek zannettim.

Ama öyle demedi.

"Devletin telefonuyla daha uzun Dubai ile konuşamam" dedi.

"Çok haklınız, özür dilerim, bana yazsın" dedim, "Ben sizi arayayım..."

"Yok zaten bu konuda söyleyebileceğim daha fazla bir şey yok. İyi geceler!" dedi.

Ve kapattı.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la, 12 saat, işte bu konuşmayı yapabilmek için beklemiştim.

Yine de kendisine teşekkür ederim, en azından telefonuma çıktı...

Ayşe Arman - Hürriyet"

Pazar, Nisan 26, 2009

BAŞLIK

Liseli kız, 10 bin TL başlığa satıldı

Kars'ta okuldan eve dönerken kaçırılan liseli kız, babası tarafından 'sırtından bıçaklandı'... 15 yaşındaki S., 10 bin TL karşılığında evlendirildi

Türkiye başlık parası "geleneğinden" bir türlü kurtulamıyor. Kars Anadolu Ticaret Lisesi öğrencisi 15 yaşındaki S.M., hafta sonu tatili nedeniyle köydeki evine gitmek için pansiyondan ayrıldı. Kızını köy girişinde bekleyen baba Ömer Mızrak, S.'nin minibüste olmadığını gördü. Oysa S. minibüse hiç binmemişti. Çünkü Serhat Adıgüzel tarafından kaçırılmıştı. Baba Mızrak, durumu jandarmaya haber verdi.

BABANIN PAZARLIĞI
Serhat Adıgüzel'in babası Turan Adıgüzel'le görüşen Ömer Mızrak, sıkı bir pazarlığa tutuştu. 20 bin lira istediği kızını sonunda 10 bin TL başlık parasına sattı. Jandarmaya da kızının eve döndüğünü söyledi. Henüz lise öğrencisi olan küçük kız ile Serhat Adıgüzel imam nikahıyla evlendirildi.

Cevap bile veremedi
Baba Ömer Mızrak, olayı doğrularken başlık parası alıp almadığı yönündeki sorulara cevap veremedi. Genç kızın annesi Şahinze Mızrak ise kocasına kızgın. Kızının zorla evlendirildiğini söyleyen anne, "Okumayı çok istiyordu. Kendisinden çok yaşlı birine vererek kızımın hayatını mahvettiler" dedi. Ömer Mızrak'ın bir akrabası ise "Kızı zorla istemediği adama verdiler. Babası pazarlıkla 10 bin TL başlık parası aldı. Başarılı bir öğrenciydi ama okuldan alıp kocaya verdiler" diye tepki gösterdi.

Takvim

Çarşamba, Nisan 22, 2009

öz baba...

Kızına tecavüz edip hamile bıraktı

Eskişehir'de 16 yaşındaki zihinsel engelli öz kızına tecavüz edip hamile bıraktığı iddia edilen baba 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya başlandı.

2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuklu sanık R.O. (53) hazır bulundu. R.O'nun zihinsel engelli kızı L.S. kent dışında olduğu için duruşmaya katılmadı.

Mahkeme heyeti, mağdurun yaşının küçük olması nedeniyle duruşmanın gizli yapılmasına karar verdi. Dava eksik evrakın tamamlanması için ertelendi.

Eylül 2008'de İzmir'deki bir aileye evlatlık verdiği zihinsel engelli kızı L.S'yi, kendisini görmek için geldiği Eskişehir'de panayırlara götürüp çıplak dans ettirdiği, içeceğine uyutucu madde koyup farklı tarihlerde 3 kez tecavüz edip “kimseye söyleme. Yoksa, seni öldürür kanını içerim” diye tehdit ettiği öne sürülen baba R.O'nun suçu, kızı hamile kalınca ortaya çıkmıştı.
Evlatlık edinen H.S, şüphelenip doktora götürdüğünde L.S'nin 11 haftalık hamile olduğunu öğrenmişti.

L.S'nin olayı kısmen H.S'ye anlatması üzerine İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin kararıyla İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde cenin kürtaj yoluyla alınmış, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi'nin cenin üzerinde yaptığı DNA incelemesinde şüpheli baba R.O'nun ceninin yüzde 99,99 ihtimalle babası olduğu tespit edilmişti.

Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla 11 Mart 2009'da yakalanan ve 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan R.O, “çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun alıkonulması” suçlarını işlediği iddiasıyla tutuklanmıştı.


Hurriyet

15 yaş...

15 yaşındaki kıza tecavüz

Antalya'da dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K'yı ‘benzin bitti' bahanesiyle kandıran şoför ve arkadaşı ormanlık alana götürdükleri kıza zorla tecavüz etti. Zanlılar, polis tarafından gözaltına alındı.

İddiaya göre olay şöyle gerçekleşti: Önceki gece şehiriçi dolmuş hattında şoförlük yapan Y. D., arkadaşı E. D. ile birlikte son servise çıktı. Bu sırada şehir merkezinden dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K., Kepezaltı'nda bulunan evine gitmek üzere dolmuşa bindi. Dolmuş sürücüsü ve arkadaşı, son yolcu olarak araçta kalan C.K.'yı “Benzin bitti, ileriden alıp dönelim sonra da seni bırakalım” diyerek kandırdı. Zanlılar, küçük kızı Kepezüstü'nde bulunan ormanlık alana götürüp tecavüz etti. İki zanlı daha sonra kızı evine yakın bir yere bırakarak kaçtı.

C.K., eve gider gitmez durumu ailesine anlattı. Ailesiyle birlikte polise giden C.K., 07 AB 566 plakalı minibüs şoförü ve arkadaşının kendisine defalarca tecavüz ettiğini söyledi. Bunun üzerine polis yaptığı çalışmada, önce aracın sahibine ulaştı. Adı açıklanmayan adam, dolmuşun şoförde olduğunu söyledi. Polis dolmuş şoförü Y. D. ve arkadaşı E. D.'yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı.

Sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen 2 arkadaş, genç kızla para karşılığında ilişki kurduklarını söyledi. Küçük kız ise Çocuk Şube Müdürlüğü'nde ağlayarak verdiği ifadesinde, kendisine tüm yalvarmalarına rağmen defalarca tecavüz ettiklerini anlattı.


Hürriyet


(Bu arada haberde "zorla tecavüz" gibi bir ibare var ki ekstra sinir zıplatıcı. tecavüzün gönüllüsü oluyor muydu?)

Perşembe, Mart 26, 2009

Çocuğa anne soyadına ret

Yargıtay, çocuğuna kendi soyadını vermek isteyen annenin açtığı davada çocuğun ergen olana kadar babasının soyadını taşımasına hükmetti.

ANKARA - Boşanma ile velayeti kendisine verilen ancak babasının soyadını taşıyan çocuğunun soyadının değiştirilmesi için Ankara Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açan annenin talebi, yerel mahkeme tarafından kabul edildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise söz konusu kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden kararın kanun yararına bozulmasını istedi.
Dosyayı inceleyen Daire, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi hükmüne göre evlilik birliği içinde doğan çocuğun ailenin yani babanın soyadını taşıdığını belirtti.


2525 Sayılı Soyadı Kanunu'nun 4. maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babanın seçtiği veya seçeceği soyadını alacağı yönünde emredici kural getirildiğine dikkati çeken mahkeme, baba soyadını veya çocuk ergin olduktan sonra kendi soyadını usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek kararla değiştirmedikçe çocuğun da soyadının değişmeyeceğini vurguladı.
Kararda, "Bu itibarla mahkemece, velayet hakkına sahip anne tarafından açılan küçüğün soyadının değiştirilmesi davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur" denildi.
Yargıtay, yerel mahkemenin kararını sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına bozdu.

ntvmcnbc

Cuma, Aralık 19, 2008

sağlık-sız

Evde doğum skandalı!

6.5 aylık hamile olan Zahide Aksu'nun sancısı tuttu. 3 hastane "Küvöz yok" diye almadı. Evde doğan bebek yoğun bakımda.

***İstanbul'da kuvöz yok!
6 yıl bekledikten sonra hamile kaldı. 6.5 aylıkken sancılandı. Devlet hastaneleri 'Kuvöz yok' diye kabul etmeyince evde doğum yaptı. Bebeğin durumu ise kritik. Hastane hastane dolaştı. Ancak kuvöz olmadığı için hiçbir hastaneye kabul edilmedi. Sancıları tutan anne, 6.5 aylık bebeğini evde doğurdu. Gülabi-Zahide Aksu çifti, evlat sahibi olabilmek için 6 yıl bekledi. Gülabi Aksu, sancıları başlayan eşi Zahide Aksu'yu, Özel Uğur Hastanesi'ne götürdü. Doktorlar, Aksu çiftine "kuvözü olan bir hastaneye" gitmelerini söyledi. Çifti, Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gitti. Ancak kapıdan içeri bile giremedi.

HİÇBİR HASTANE KABUL ETMEDİ
Bu hastaneden çıkan Aksu, eşini alıp sırasıyla Haseki Hastanesi'ne, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne ve Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdü. Ancak hep aynı cevabı aldı; "Boş kuvöz yok! Çaresizlik içinde eve dönen Zahide Aksu, aynı gece saat 04.20'de evde ebe eşliğinde doğum yaptı. 6.5 aylık dünyaya gelen 900 gramlık bebek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün talimatı ile Yeni Mahalle Doğum Evi'ne kaldırıldı.

Takvim

Perşembe, Aralık 18, 2008

çocuk istismarı-köşe yazısı

Cinsel düello
Evet bence bunun adı cinsel düello!

Adam almış karşısına bir çocuğu, başlamış tacize.
Ellemiş, elletmiş, göstermiş, göstertmiş...
Çocuk yapma demiş, adam yapmış.
Çocuk elleme demiş, adam ellemiş.
Çocuk yapmak istemiyorum demiş, adam yapacaksın demiş.
Çocuk ne olur gösterme demiş, adam göstermiş.
Veya
Çocuk korkmuş konuşamamış,
Susmuş karşı koyamamış...
Çünkü hır-pa-lan-mış!
Masumiyet sapıklıkla çarpışmış, masumiyet yerde kalmış...
Yahu benim yazarken içim kalkıyor, sizin okurken.
Ben yazarken etkileniyorum, siz okurken de... tacize uğrayan çocuk etkilenmemiş öyle mi?
Oldu!
Peki neymiş?
Çocuk 14 yaşına artık gelmişmiş...
Eee?
Adam kaç yaşında?
Çocuktan büyük!
Yaşıtı olsa kaç yazar?
Yoook, biz daha taciz nedir, neye denir, nasıl olur onu anlamadık ki?
Eee?
Madem çocuk 14 yaşında artık, o zaman tacizci tutuksuz yargılansa da olur...
Neden?
Kanun öyle diyo.
Kurban olsunlar kanunlara!
Şimdi ne olacak peki?
Çocuğa tekrar bakacağız, bakalım psikolojisi bozulmuş muuu, bozulmamış mı?
Çünkü raporun yanlış olduğunu anladık en sonunda!
Hmmm, afferin bize. Bak bu sevindirici bir haber.
Biz sevinmeye o kadar muhtacız ki, buna bile sevinir olduk!
Allah aşkına, birileri şu çocuğun bozulup bozulmadığına bakacağına çıkıp tacizcinin sapıklık boyutuna bir bakabilir mi?
Birileri artık şu zavallı çocuğu kurcalayacağına, yeni bir kimlik verip izini kaybettirip tedavi etme yoluna gidebilir mi?
Çocuk bitti, gitti!
Kahroluyorum o çocuğu düşündükçe...
Ne olur, birileri esas şu tacizciyi iyice ele alıp inceleyip kurcalayıp bu cins suçları işleyen insanların nasıl ortak özellikleri olduğunu mesela, bilgimiz için bizimle paylaşabilir mi?
Başka birileri de acilen, lütfen, tacizci ve tecavüzcülerin, yani suçluların, işledikleri suçun cezasını çekmelerini sağlayabilir mi?
“Ya yine suçlu cezasız kalıp da yırtarsa?!” korkusu o kadar baskınki kafamda...
Sakince bakamıyorum ki olanlara, sakince yazayım!
Sakin olmak lazım oysa...
Madem adalete güvenemiyorum, şüphe ediyorum,
Ben de o zaman elimden gelen tek şeye sarılıyorum:
Bilgiye ve bilgilendirmeye...
Yılmadan yeniden, en başa alıyorum.
Aşağıdaki linki tıkladığınızda karşınıza çıkan dosya sizindir.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10454789&yazarid=232

Dosyayı indirin, basın, dağıtın, okuyun, okutun.
Ne isterseniz yapın.
Ne benden, ne de başkasından izin almanıza gerek yok.
Yeter ki bilgilenip kendinizi kollayın, çocuğunuza da sahip çıkın.
Şunu da ne olur unutmayın;
Tacize uğramış bir çocuk yalan söylemez.
Onu ciddiye alın.
Ve ne olur,
Bu konuda sessiz kalmayın!
Yonca
“Çare-Sizsiniz”

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10454789&yazarid=232

Yonca Tokbaş - Hürriyet

Perşembe, Kasım 27, 2008

7 yaş

Küçükçekmece 2de bir İlköğretim Okulunda okuyan 1. sınıf öğrencisi 7 yaşındaki kız çocuğu, ağladığı için öğretmeni tarafından sınıf dışına çıkarıldı. Okulun hademesi Rasim K.'nın ağlayan çocuğu avutmak bahanesiyle tuvalete götürerek cinsel tacizde bulunduğu ileri sürüldü.

ANNE BENİ YIKA
Küçük kız eve gidince, "Anne beni yıka, Rasim amca ....." diyerek olayı anlattı. Aile çocuğu psikoloğa götürdü. Doktor, çocuğun tacize bağlı travma geçirdiği raporu verdi. Gözaltına alınan Rasim K. tutuklandı.

Çarşamba, Kasım 26, 2008

şantaj

Burdur'un Tefenni ilçesinde, 3 lise öğrencisi kızla yaşadıkları cinsel ilişkiyi görüntüledikleri ve şantaj yaptıkları iddia edilen 2 kişi tutuklandı.

Sağlık Meslek Lisesi'nde okuyan 3 kız öğrenciyle girdikleri cinsel ilişkileri cep telefonuna kaydedip, öğrencileri başka erkeklerle de ilişkiye girmeleri için şantaj yaptıkları ileri sürülen İ.Ş. ile Y.O, polis ekiplerince yakalandı.


Zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.


(Hürriyet)

tekrar 14 yaş...

14 yaşındaki kıza 7 kişi tecavüz etti



Bursa Osmangazi'de yaşayan G.İ. (14), annesi Saadet Ç.'nin babasından ayrıldıktan sonra bir başkasıyla evlenmesini kabul edemedi. En son 15 gün önce üvey babasıyla tartışan küçük kız, evden kaçtı. Kısa süre sonra da Murat T. (20) ile tanıştı. Önce T, daha sonra da arkadaşları küçük kıza defalarca tecavüz etti. Bu sırada ailesi ve polis, her yerde kayıp kızı aradı. Ekipler, G.İ.'yi tesadüfen bir kafede buldu. Tecavüzler raporuyla belgelendi, 7 zanlı tutuklandı.
(Takvim)

Salı, Kasım 18, 2008

kampanya




(yine) 14 yaş...

Sapıkları vicdan yakalattı

Bilecik'te yaşanan 2 ayrı iğrenç olayı, bir insanlık örneği ortaya çıkarttı. Herkesin birbirine sattığı 2 küçük kızı, 'Benim de aynı yaşta kızım var' diyen bir baba kurtardı.



Bilecik'te Ö.A. adlı 14 yaşındaki kız, iddiaya göre yaşı büyük bir erkekle cinsel ilişkiye girdi. Bu kişi, küçük kızla girdiği ilişkisini cep telefonuyla kayda aldı.

Çirkin teklif
Kimliği açıklanmayan kişi, daha sonra Ö.A.'yı, "Görüntüleri herkese dağıtırım" diyerek tehdit etti. Küçük kızın tehditle başka erkeklerle de cinsel ilişkiye girdiği öne sürüldü. Bu kişinin, esnaflık yapan birine de teklif götürdüğü, söz konusu esnafın Ö.A.'yı görüp, "Kızım da aynı yaşta" diyerek kabul etmediği öğrenildi. Ve vicdanının sesini dinleyen esnaf, polisi aradı. Kızla birlikte olan 8 zanlı tutuklandı.

Hamile kaldı
Gölpazarı'nda da yine 13 yaşındaki E.A.'yla ilişkiye giren bir gencin, bu ilişkiyi kaydederek şantajla küçük kızı pazarladığı öne sürüldü. Hamile kalan kızın yakınlarının ihbarıyla 6 kişi tutuklandı.
(Takvim)

Pazar, Kasım 16, 2008

kaybolan anne... kaybolan çocuklar...

İnsanlığın bittiği vahşetin başladığı an


Antalya'da bir kişi kendisini aldattığı gerekçesiyle 6.5 aylık hamile eşini önce dövdü, sonra 4 yaşındaki kızın gözü önünde öldürüldü. Kadının karnındaki bebek kurtarıldı

Soner KOCAER
ANTALYA - 26 yaşındaki Suat Dalgakıran, kendisini aldattığından şüphelendiği 6.5 aylık hamile eşi 22 yaşındaki Fatma Dalgakıran'ı sokak ortasında 4 yaşındaki kızı K.'nın önünde bıçaklayarak öldürdü. Dalgakıran'ın karnındaki erkek bebek sezaryenle kurtarıldı.
Olay, saat 15.00 sıralarında Muratpaşa Mahallesi 564 sokakta meydana geldi. Bir ay önce Şarampol Polis Merkezi'ne giden Suat Dalgakıran, 5 yıl önce evlendiği eşi Fatma Dalgakıran'ın mahallelerindeki kahevenin işletmecisiyle ilişkisinin olduğunu öne sürerek ikisinden de şikayetçi oldu. Dalgakıran daha sonra çok sevdiği erkek bebeğe hamile eşinden vazgeçemeyeceğini anlayınca barıştı, polis de herhangibir işlem yapmadı.
Suat Dalgakıran, öğle saatlerinde evinde eşiyle yine kendisini aldattığını öne sürerek tartıştı. Dayak korkusundan evden dışarı çıkan eşinin peşinden giden Suat Dalgakıran, sokak ortasında yakalayıp dövmeye başladı. Dalgakıran, hemen sonra yanında taşıdığı bıçakla, kızı K.'nın gözleri önünde eşini 12 bıçak darbesiyle yaraladı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen polis Suat Dalgakıran'ı gözaltına alırken, çağrılan ambulansla kaldırıldığı Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde tüm çabalara karşın kurtarılamadı. Dalgakıran'ın karnındaki bebek ise sezaryenle alınarak kuvöze konuldu. Erkek bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Babasının, annesini gözleri önünde bıçaklamasının şokunu yaşayan minik K. ise akrabaları tarafından götürüldü.
(Radikal)

gençlik (!) grubu???

Üzmez protestosuna 'çivili sopalarla' saldırı
İstanbul Üniversitesi’nde bir grup çivili sopalarla Hüseyin Üzmez’in tahliye edilmesini protesto eden kadın öğrencilere saldırdı
Vakit Yazarı Hüseyin Üzmez’in tahliye edilmesine tepki için imza toplayan bir grup kadın öğrenci, çivili sopalar taşıyan öğrencilerin saldırısına uğradı. Dün saat 13.00 sularında İ.Ü. İktisat Fakültesi koridoruna gelip ‘Dini bütün Hüseyin Üzmez, 14 yaşında bir kıza tecavüz etti’ yazılı afişlerin kaldırılmasını isteyen ‘Müslüman Gençlik’ grubu iddiaya göre ardından tekbir getirerek çivili sopalarla saldırdı. Üç öğrenci yaralandı. Üniversite güvenlik görevlileri yetersiz kalınca çağırılan polis, üç kişiyi gözaltına aldı. Adli Tıp Kurumu da Üzmez’e tahliye getiren Adli Tıp Raporu’nu eleştiren elemanları hakkında soruşturma başlattı. 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarla suçlanan Üzmez’in “Çocuğun ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır” diyen Adli Tıp Raporu’yla tahliyesi kamuoyunda gürültü koparınca Türk Tabipler Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Türk Pediatri Kurumu gibi birlik ve dernekler bir kurul oluşturarak ‘Üzmez raporu’nu incelemişti. “Tahliye getiren rapor tıbbi açıdan geçersiz, hukuken yok hükmünde” diyen kurul bunu 3 Kasım’da basın toplantısıyla açıkladı. Adli Tıp ise kuruldaki birliklerde görev alan ve bu toplantıya katılan Adli Tıp’çılar Lale Tırtıl ve Serhat Gürpınar hakkında idari soruşturma açtı, uzman Elif Kırteke’nin savunması istendi.
(Radikal)

Çarşamba, Kasım 12, 2008

çete?

Sapıklar, kaza yapınca yakalandı

11/11/2008

Çorum’da İzmir'den getirdikleri 12 yaşındaki kızı erkeklere pazarlayan bir çete trafik kazası yapınca yakayı el verdi


Kemal KARADAĞ/OSMANCIK (Çorum)

ÇORUM'un Osmancık İlçesi'nde meydana gelen kazada hafif yaralanan 12 yaşındaki P.T.'nin, yapılan kimlik kontrolünde İzmir'den kaçırıldığı ve erkeklere pazarlandığı ortaya çıktı. Aynı otomobilde bulunan 36 yaşındaki Mustafa Y.'nin verdiği ifadeler doğrultusunda küçük kızı kaçırıp pazarlayan ve onunla birlikte olan 11 kişi daha yakalanıp gözaltına alındı. P.T.'yi İzmir'den getirdiği ileri sürülen Ali Y. ise aranıyor.
Olay dün gece Osmancık İlçesi'nde meydana geldi. ‘Hırsızlık’ suçundan aranan ve İzmir'de oturan 28 yaşındaki Ali Y., iddiaya göre 12 yaşındaki P.T. ile tanışıp zorla cinsel ilişkiye girdi. Ardından P.T.'yi kaçırıp Çorum'un Osmancık İlçesi'ndeki arkadaşlarının yanına getirdi. Burada Mustafa Y. ile İbrahim B. de P.T. ile cinsel ilişkiye girdi. Ardından bu üçlü, küçük kızı başka erkeklere para karşılığı pazarlamaya başladı.
3 kişi, güvenlik güçleri tarafından arandıklarını öğrenince dün gece ilçeden kaçmak istedi. Ancak Osmancık'tan 20 kilometre uzaklıkta, Laçin İlçesi'ne giderken, yolda jardarma kontrolü olduğunu görünce tekrar Osmancık yönüne döndü. Ancak dönerken aşırı sürat sonucu Ali Y., yönetimindeki 35 CMH 36 plakalı otomobille, karşı yönden gelen 19 AK 884 plakalı TIR'a çarptı. Osmancık'a 6 kilometre kala meydana gelen kazada hafif yaralanan Ali Y., olay yerinden kaçtı. Otomobildeki Mustafa Y. ile P.T. ise Çorum Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
Burada jandarma, P.T.'nin İzmir'de arandığını, hakkında kayıp başvurusu olduğunu belirledi. Bunun üzerine Mustafa Y. gözaltına alındı. P.T.'nin üzerinden 22 yaşındaki Derya D. adında başka bir nüfus cüzdanı daha çıktı. Yapılan soruşturma sonucu Mustafa Y. suçunu itiraf etti. 11 kişinin küçük kızla birlikte olduğu belirlenip, bu kişiler de bugün düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı. Gözaltına alınan Mustafa Y., İbrahim B., U.D., M.Ç., F.Ç., Ş.Y., K.E., N.B., N.D., M.O., M.S. ve H.Ç.'nin, ifadelerinin alınmasının devam ettiği belirtildi. Kaçan Ali Y.'nin yakalanması için ise bölgede geniş çaplı araştırma başlatıldı.
Koruma altına alınan P.T.'nin ise tedavisinin ve yapılacak sağlık kontrollerinden sonra İzmir'e gönderileceği öğrenildi. Çıkacak sağlık raporu ve ailesinin durumunun araştırılmasından sonra küçük kızın İzmir'de de koruma altında tutulmaya devam edilebileceği belirtildi.(dha)

(Radikal)

Pazartesi, Kasım 10, 2008

Kız bebek vahşeti

Kaçırıldığı iddia edilen dört aylık bebek derede ölü bulundu. Annesi ‘Beşikten düşerek öldü. Kayınvalidemle korkup dereye attık’ dedi. Dayı ise ‘Babaanne bebeği kız diye sevmiyordu’ iddiasında bulundu

İSKENDERUN’DA ailesinin kaçırıldığını iddia ettiği 4 aylık bebek dere yatağında ölü bulundu. Bebeğin anne, babaanne ve dedesi gözaltında. Olay Yıldırımtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Pazarda tezgahını kuran bir esnaf dere yatağında bir bebek cesedi olduğunu görünce polisi aradı. İskenderun Devlet Hastanesi morguna kaldırılan bebeğin ilk otopsisinde göğüs, bacak ve koltuk altında darp izlerine rastlandı. Ceset bulunmadan kısa süre önce polise bebeğin kaçırıldığı ihbarını yapan anne Müzeyyen G., babaanne Sive G. ve dede Zübeyir G. gözaltına alındı. Eşi bir haftalık asker olan genç kadın ‘Kayınvalidem bebeği beşikten düşürdü. Öldüğünü görünce de korkudan cesedi dere yatağına bırakıp ‘kaçırıldı’ diye karakola başvurduk’ dedi.

‘KAÇIRILMASI İMKANSIZ’

SİVE G. ise ‘Beşikten düşüp öldü sonrasını hatırlamıyorum’ ifadesi verdi. Dede ‘Hiçbir şeyden haberim yok’ dedi. Ancak bebeğin dayısı Ziya Demirkıra ‘Kardeşim, hamile kaldığı iki erkek bebeği kaybetti. Bu yüzden kayınvalidesi kardeşime kötü davranıyor, bebeği kız olduğu için sevmiyordu’ iddiasında bulundu. AA / HATAY

(Star)