şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 16, 2010

183 - Şiddet Hattı

deryik'in sözlerine ekleyecek bir şey yok.

"alo 183 - şiddet hattı. şiddet gören kadınlar için sığınma umudu.

sığınma evleri teker teker kapatılırken veya sırf, belediye başkanları icraatlarının duyurulmasından ötesini düşünmüyor diye adresleri telli duvaklı ilan edilirken - telefonla da ulaşmak mümkün. arayan olursa diye, gerekmemesi umuduyla. yazması benden."


http://deryik.blogspot.com/2010/02/183.html

Cuma, Mayıs 29, 2009

can-sız(lar)

Kadının adı da yok canı da!
Son haftalarda yaşanan töre cinayetlerinin ardından dün de üç kadın birden öldürüldü

İkisi evliliğini sakladığı anlaşılınca terk ettikleri sevgilinin, biri de eski eşin kurbanı oldu...

Gönüllü öğretmen Zeynep’i, evli sevgilisi öldürüp tarlaya attı

Erzurum’daki 9’uncu Kolordu Komutanlığı’na bağlı Gez Kışlası’nda görev yapan 30 yaşındaki Astsubay Güney Yılmaz’ın, evli olduğunu öğrendikten sonra kendisini terk eden 24 yaşındaki Zeynep Polat’ı tek kurşunla başından vurduğu anlaşıldı. Dadaşkent semtinde oturan ve anasınıfında gönüllü öğretmenlik yapan Zeynep Polat’ı otomobilinde tabanca ile öldürdükten sonra cesedini tarlaya atan Yılmaz tutuklandı. Yılmaz’ın eşinin ikinci çocuğuna hamile olduğu ve tayininin KKTC’ye çıktığı öğrenildi. Cinayet, Güney Yılmaz’ın Zeynep öğretmene son kez görüşmek istediğini söylemesiyle gelişti. Önceki gün otomobiline aldığı Zeynep Polat’la tartışan Güney Yılmaz, tabancasını genç kızın başına dayararak tetiği çekti. Ardınan Tınazlı köyü yoluna giren Güney Yılmaz, öldürdüğü Zeynep Polat’ın cesedini tarlaya bırakıp uzaklaştı. Kaçan Yılmaz, yapılan operasyonla yakalandı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Erzurum Cezaevi’ne konuldu.

Terk ettiği evli ‘nişanlısı’ sokak ortasında öldürdü

Mutlu Yeşilbaş, nişanlısının evli ve iki çocuklu olduğunu öğrenince yıkıldı. Terk etti. Ancak sevgilisi bunu hazmedemedi ve..

Adana’da 36 yaşındaki Mutlu Özyeşilbaş, evli olduğunu öğrenince ayrıldığı ’nişanlısı’ 34 yaşındaki Yalçın Kanmaz tarafından, sokak ortasında 7 bıçak darbesiyle öldürüldü. Olay, Atakent Mahallesi’ndeki TOKİ konutları önünde önceki akşam meydana geldi. Mutlu Özyeşilbaş, 2 yıldır nişanlı olduğu ve evlenme hayalleri kurduğu Yalçın Kanmaz’ın evli ve 2 çocuk sahibi olduğunu öğrendi. Bunun üzerine Özyeşilbaş, Yalçın Kanmaz’ı terk etti. Ancak Kanmaz genç kadının peşini bırakmadı. Mutlu Özyeşilbaş, önceki gün annesi ve ablasıyla birlikte Akıncılar Polis Merkezi’ne giderek Yalçın Kanmaz hakkında suç duyurusunda bulundu. Özyeşilbaş annesi ve ablasıyla evlerine dönerken Yalçın Kanmaz önlerini kesti. “Artık beni istemiyor musun?” diye soran Kanmaz, “Hayır, bırak artık peşimi” yanıtını alınca yanında getirdiği bıçağı çıkarıp annesi, ablası ve çevredeki vatandaşların gözleri önünde genç kadını tam 7 yerinden bıçakladı. Sonra da kanlar içinde kalan sevgilisini kucağına alarak ambulansın gelmesini bekledi. Kanmaz, ambulans geldikten sonra polislere teslim oldu.

Çocuklarını görmeye gitti, eski eşi kurşunladı

Babasının velayetindeki iki kızını polisler eşliğinde görmeye giden Huriye Bekçi, eski eşi tarafından polislerin arasında vuruldu.

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde, yaşayan Huriye Bekçi (28) evli olduğu Yahya B. (34) ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle 6 yıl önce boşandı ve mahkeme 3 kız çocuğunun velayetini babaya verdi. Daha sonra ikinci evliliğini yapan Bekçi, bu evliliğinden de 2 erkek çocuğu sahibi oldu. İlk eşiyle aynı mahalledeki ailesinin yanında kalan Bekçi, 4 yıldır kızlarını görmüyordu. Bekçi, kızları gösterilmeyince mahkemeye başvurdu. Görevlendirilen 2 polis, ablası ve ikiz kardeşiyle çocuklarını görmeye giden Bekçi, eşi tarafından arabanın içinde kurşunlanarak öldürüldü. Bekçi’nin ilk eşinden olan kızlarının devlet korumasına alınacağı belirtilirken, ikinci eşinden olan çocukları 3 yaşındaki Umut ve 2 yaşındaki Talha, babalarına verilecek. İkiz kardeşi yanında öldürülen Nuriye Keskin (28) “Kardeşim korktuğunu söylemesine rağmen, geniş güvenlik önlemi alınmadı. Kardeşim göz göre göre öldü. Kardeşim ortada oturuyordu. Bir yanında ablam, ufak yeğenim ve bir yanında da diğer yeğenim oturuyordu. Arka koltukta ikisi çocuk 4 kişi oturuyordu, Onların arasında kız kardeşime 10-15 el ateş etti, kimse de müdahale etmedi. Kardeşim olay yerinde öldü, polisler olay bittikten sonra Yahya B’yi gözaltına aldı. Biz o anda polislere onlardan şikayetçi olduğumuzu, gerekli önlemleri ve müdahaleyi yapmadıklarını söyledik.”


Vatan

imam nikahlı "sevgi dolu" koca

İmam nikahlı eşini bira şişesiyle doğradı



GAZİANTEP’te aşırı alkol alan 26 yaşındaki Abdullah Ataş barışmak için otomobiline bindirdiği nikahsız birlikte yaşadığı 20 yaşındaki Filiz Karataş’tan ret cevabı alınca bira şişesiyle delik deşik edip öldürdü.



Abdullah Ataş 1.5 yıl önce dini nikah kıydırdığı Filiz Karataş tarafından bir süre önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle terkedildi. Babasının evine dönen Filiz Karataş, sürekli alkol alan eşinin barışma tekliflerini kabul etmedi. İddiaya göre dün gece aşırı derecede alkol alan Abdullah Ataş, eşinin yanına giderek barışmak istedi. Ataş, konuşmak için otomobiline bindirdiği Filiz Karataş’la Nizip İlçesi yolu üzerinde tartıştı. Abdullah Ataş yine ret cevabı alınca genç kadına kırık bira şişesiyle defalarca vurdu.

Kanlar içinde yere yığılan genç kadın, hayatını kaybetti. Filiz Karataş’ın cesedini otomobilin bagajına koyan Ataş, 29 Ekim Mahallesi’ndeki babasının evine getirerek, “Sana gelinini getirdim” dedi. Gelininin bagajdaki cesediyle karşılaşan baba, durumu hemen polise bildirdi. Olay yerine gelen polis aşırı derecede alkollü olan Abdullah Ataş’ı yakaladı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından cenaze otopsi yapılmak üzere Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ne, oradan da asri mezarlığa götürüldü.

Filiz Karataş’ın yakınları Abdullah Ataş’ın sürekli alkol aldığını, bu nedenle şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını söyledi.

Hürriyet

Cuma, Mayıs 08, 2009

mardin'de çocuk olmak...

mardin'de bir şey oldu, hala ne olduğunu nasıl olduğunu anlayamadığım... neredeyse 50 çocuğun aklına hiç unutamayacakları bir anı kazındı, aynı çocukların bundan sonra nasıl ayakta kalacağı meçhul... olayın bu en acı ve ürkütücü noktası hakkında yeni bir cümle kuramıyorum düşününce ağlayamadığımdan boğazım ağrıyor, ağrıdıkça boğazım ben ne yapacağımı şaşırıyorum...

birileri çıkıyor bunca felaketin ortasında bir de kız çocukları ayrı okutulsun diyor. (gündem her zamanki gibi karıştıkça karışıyor. karışıklıktan istifade değişiklikler başlıyor...) sonra başka birileri bu öneriyi destekliyor, ergenlik yaşı düştü diyor -bu birilerinin mevkilerini hatırlamak ile istemiyorum ki hatırladığımda daha çok ürküyorum.

ergenlik o kadar ürkütücü bir şey oldu ki bu ülkede, sanki doğal bir süreç değilmiş de buradaki kız ve erkek çocuklarına verilmiş bir cezaymış gibi algılanıyor. memelerinin çıkması mesela tecavüze davetiye oluyor. eğer erkeksen hormonlarının tavan yapması her şeye iznin olmasını sağlıyor ya da...

okulları ayıralım. kadını hiç tanımayan erkek sayısını artırıp, bacağını gördüğü kadını kuytuya çekme eğilimini artıralım iyice. kadınların neyin ne olduğunu bilmesini engelleyelim iyiden iyiye, baskılayalım iyice ki hata yapsınlar onlar da defalarca -kısa süre sonra söz hakları da kalmayacak zaten... daha kötüsü kadınla erkeği ayırdıkça ayıralım birbirinden. her ilçeye bir kadın okulu bir erkekokulu kurup sonra o kadın okullarını da kapatalım oldu olacak... eşitiz ya eşitlikçiyiz ona hizmet edelim...

o kadar sinirliyim ki toparlayamıyorum cümlelerimi. kocaman bir felaketin içinden onlarcası daha çıkıyor. hatta bir tek topraktan onlarcası fışkırıyor...

Pazartesi, Nisan 27, 2009

...takip edilmeyi gerektirir

bir de olası bir cinayette yitip gittiyseniz arkanızdan konuşur ahlak bekçileri... ne de olsa kadınsınız. ahlaksızsınız. takip edilmiyorsanız. erkek arkadaşınızlaysanız her şey müstehak size; ölüm bile...

"İstanbul Emniyet Müdürü CELALETTİN CERRAH

Anne babanın dışarıda olma sebebini bana değil hakime soracaksınız!


İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı defalarca aradım. Defalarca. Artık utandım, o kadar çok. Tutturuk bir şekilde. Sürekli özel kalemine mesaj bıraktım. Çok yoğun bir gündemi olduğu için bana geri dönmesi tam 12 saat sürdü.

Hayalim, onunla uzuuun bir röportaj yapmaktı.

Bırakın röportajı, bu cinayetle ilgili beyanat bile veremeyeceğini söyledi.

"Aileyle, uzmanlarla görüşün ama polis olarak size bu konuda yardımcı olamayız" dedi. Sebebi, cinayetin hazırlık tahkikatının devam etmesiymiş. Şu an söyleyeceği herhangi bir şey davanın seyrini etkilermiş. Özel ekipler kurulmuş, polis elinden geleni yapıyormuş.

"Ama kamuoyunda farklı bir kanı var" dedim.

"Ne gibi?" dedi.

"Eğer Münevver bir aşçıbaşının kızı değil de, Sabancı, Koç gibi bir ailenin kızı olsaydı, Cem Garipoğlu çoktan yakalanırdı."

"Alakası yok" dedi,

"Bunlar bizi etkilemez!"

Çatı katı faillerini örnek verdi.

"Onları da yakalayan biz değil miydik? Eğer polisimiz, son sürat konteynerin içindeki cesedi bulmasaydı, evdeki kan izlerine ulaşılamayacaktı. Delil- melil kalmayacaktı. Biz üzerimize düşeni yaptık, gayet seri ve hızlı davrandık."

"İyi ama" dedim, "O kan izlerine rağmen, anne baba dışarıda. Neden?"

Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi: "Onun sebebini bana değil, bir zahmet hakime soracaksınız!"

"54 gün oldu aileye bilgi verilmiyor. Neden?" dedim.

"Ekiplerimi onlara yollamadığımı nereden biliyorsunuz?" dedi.

"Çünkü onlarla konuşuyorum" dedim.

Birden şöyle tuhaf bir şey söyledi: "Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?"

"Nasıl yani?" dedim.

"E takip etselermiş kızlarını" dedi.

"Ama" dedim "17 yaşındaki bir kızı sürekli kontrol edemezsiniz ki!"

"Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?" gibi tuhaaaafffff ahlakçı bir muhabbete dönüştü konuşma.

Aile fazla serbest davranırsa, kızlarının bir erkek arkadaşı olmasına ses çıkarmazsa, o da onun evine girip çıkarsa, kafasının testere ile kesilmesi normalmiş manası çıkabilecek mini bir sohbet.

"Münevver’in anısına bir konser düzenlense ve geliri Emniyet güçlerine aktarılsa hoşunuza gider mi" dedim.

"Tabii ki hayır!" dedi, "Polis, failleri para alıp buluyor, derler."

İtiraf etmeliyim ki, o anda polis teşkilatının da baskı altında olduğunu hissettim.

Sonra, "Siz Dubai’desiniz değil mi?" dedi.

"Evet" dedim heyecanla, "Atlayın yarın gelin, yüz yüze konuşalım" diyecek zannettim.

Ama öyle demedi.

"Devletin telefonuyla daha uzun Dubai ile konuşamam" dedi.

"Çok haklınız, özür dilerim, bana yazsın" dedim, "Ben sizi arayayım..."

"Yok zaten bu konuda söyleyebileceğim daha fazla bir şey yok. İyi geceler!" dedi.

Ve kapattı.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la, 12 saat, işte bu konuşmayı yapabilmek için beklemiştim.

Yine de kendisine teşekkür ederim, en azından telefonuma çıktı...

Ayşe Arman - Hürriyet"

Çarşamba, Nisan 22, 2009

öz baba...

Kızına tecavüz edip hamile bıraktı

Eskişehir'de 16 yaşındaki zihinsel engelli öz kızına tecavüz edip hamile bıraktığı iddia edilen baba 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya başlandı.

2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuklu sanık R.O. (53) hazır bulundu. R.O'nun zihinsel engelli kızı L.S. kent dışında olduğu için duruşmaya katılmadı.

Mahkeme heyeti, mağdurun yaşının küçük olması nedeniyle duruşmanın gizli yapılmasına karar verdi. Dava eksik evrakın tamamlanması için ertelendi.

Eylül 2008'de İzmir'deki bir aileye evlatlık verdiği zihinsel engelli kızı L.S'yi, kendisini görmek için geldiği Eskişehir'de panayırlara götürüp çıplak dans ettirdiği, içeceğine uyutucu madde koyup farklı tarihlerde 3 kez tecavüz edip “kimseye söyleme. Yoksa, seni öldürür kanını içerim” diye tehdit ettiği öne sürülen baba R.O'nun suçu, kızı hamile kalınca ortaya çıkmıştı.
Evlatlık edinen H.S, şüphelenip doktora götürdüğünde L.S'nin 11 haftalık hamile olduğunu öğrenmişti.

L.S'nin olayı kısmen H.S'ye anlatması üzerine İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin kararıyla İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde cenin kürtaj yoluyla alınmış, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi'nin cenin üzerinde yaptığı DNA incelemesinde şüpheli baba R.O'nun ceninin yüzde 99,99 ihtimalle babası olduğu tespit edilmişti.

Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla 11 Mart 2009'da yakalanan ve 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan R.O, “çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun alıkonulması” suçlarını işlediği iddiasıyla tutuklanmıştı.


Hurriyet

15 yaş...

15 yaşındaki kıza tecavüz

Antalya'da dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K'yı ‘benzin bitti' bahanesiyle kandıran şoför ve arkadaşı ormanlık alana götürdükleri kıza zorla tecavüz etti. Zanlılar, polis tarafından gözaltına alındı.

İddiaya göre olay şöyle gerçekleşti: Önceki gece şehiriçi dolmuş hattında şoförlük yapan Y. D., arkadaşı E. D. ile birlikte son servise çıktı. Bu sırada şehir merkezinden dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K., Kepezaltı'nda bulunan evine gitmek üzere dolmuşa bindi. Dolmuş sürücüsü ve arkadaşı, son yolcu olarak araçta kalan C.K.'yı “Benzin bitti, ileriden alıp dönelim sonra da seni bırakalım” diyerek kandırdı. Zanlılar, küçük kızı Kepezüstü'nde bulunan ormanlık alana götürüp tecavüz etti. İki zanlı daha sonra kızı evine yakın bir yere bırakarak kaçtı.

C.K., eve gider gitmez durumu ailesine anlattı. Ailesiyle birlikte polise giden C.K., 07 AB 566 plakalı minibüs şoförü ve arkadaşının kendisine defalarca tecavüz ettiğini söyledi. Bunun üzerine polis yaptığı çalışmada, önce aracın sahibine ulaştı. Adı açıklanmayan adam, dolmuşun şoförde olduğunu söyledi. Polis dolmuş şoförü Y. D. ve arkadaşı E. D.'yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı.

Sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen 2 arkadaş, genç kızla para karşılığında ilişki kurduklarını söyledi. Küçük kız ise Çocuk Şube Müdürlüğü'nde ağlayarak verdiği ifadesinde, kendisine tüm yalvarmalarına rağmen defalarca tecavüz ettiklerini anlattı.


Hürriyet


(Bu arada haberde "zorla tecavüz" gibi bir ibare var ki ekstra sinir zıplatıcı. tecavüzün gönüllüsü oluyor muydu?)

Beyoğlu'nda insan olmak

Beyoğlu’nda yine dayak iddiası


Son dönemlerde dayak yüzünden Meclis İnsan Hakları Komisyonu tarafından mercek altına alınan Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı.
Bilkent Üniversitesi mezunu 35 yaşındaki Berfu Beysanoğlu, Fransa Başkonsolosluğu’nda nöbet tutan polis memuru tarafından tekme tokat dövüldüğünü öne sürerek savcılığa suç duyurusunda bulundu.

MESLEK Yüksek Okulu Turizm Otelcilik Bölümü mezunu olan amatör şarkı sözü yazarı Berfu Beysanoğlu, Cumartesi saat 03.30 sıralarında İstiklâl Caddesi’nde arkadaşlarıyla yediği yemekten sonra Tarabya’daki evine gitmek üzere tek başına yola çıktı. Fransız Başkonsolosluğu önüne geldiğinde cep telefonu çalan Beysanoğlu, arayan annesiyle konuşmak için konsolosluk merdivenlerine oturdu. Beysanoğlu yaşananları şöyle anlattı:
“Konsoloslukta nöbet tutan polis, ‘Oradan kalkın, kimsiniz siz, burada oturamazsınız’ diye bağırdı. ‘Annemle konuşuyorum, kalkacağım’ dedim. O bir polis otomobili durdurdu. İki polis tarafından araca bindirilirken, nöbetçi polis beni tekme ve yumrukla dövdü.”

Olaydan sonda polis otomobiliyle yakındaki taksi durağına bırakılan Beysanoğlu, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı’na iki sayfalık dilekçe verdi ve adını henüz bilmediği Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’nde görevli polis hakkında şikâyetçi oldu. Beyoğlu Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde Berfu Beysanoğlu’nun sağ gözaltında morluk, sağ ve sol kollarında morluk, gözlerinde görme bulanıklığı, gözyaşı akıntısı tespit etti. Berfu Beysanoğlu şunları söyledi:
“Halen gözüm akıyor, kulaklarım çınlıyor. Adliye’ye gelmeden önce adını öğrenmek için Konsolosluğa gittim. Ancak bilgi vermediler. Tesadüfen beni döven polisi gördüm, oradaydı ancak beni görünce başka bir memur çağırıp kaçtı. Durup benden özür dileseydi şikâyetçi olmayacaktım. Ancak şimdi şikâyetçiyim. Hakkımı sonuna kadar arayacağım” dedi.

Beyoğlu’nda polis şiddeti
Bekârların kaldığı bir eve baskın yapan polisler, evde uyuyan 37 yaşındaki Hakim Adlığ’ı dövdü. Polisler “Yanlış adammış” dedi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Servet Alçınkaya, kimlik soran polislerden kimlik istediği için araçta ve karakolda dövüldü.

Tarlabaşı’nda Mehmet Cirik, misafirlerini yolcu ederken kimlik soran polislerce gözaltına alındı ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nde dövüldü. Dalağı patladı ve ameliyat edildi.

Taksim’de bacağından yaralanan 16 yaşındaki K.K., şikâyetçi olmak için gittiği Taksim Polis Karakolu’nda dayak yedi.

Taksici Engin Topal’ı döven polisler, buna tepki gösteren Ali Bakça’yı da copladı.

Tarlabaşı’nda transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün önünden geçerken “Buradan geçmek yasak” diyen iki polis tarafından dövüldü.

NTV muhabiri Hilmi Hacaloğlu, gözaltına alınıp götürüldüğü Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde dövüldü.


Hürriyet

Çarşamba, Mart 25, 2009

ya da transseksüel olmak...

Bursa'da çöp kutusunun yanına bırakılan çuvaldan kafası kesilerek öldürülmüş bir transeksüele ait ceset bulundu. Polis katili ve başsız vücudun sahibini arıyor.

BURSA'DA bir hafta arayla ikinci kesik baş cinayeti yaşandı. Önceki gece saat 03:00 sıralarında merkez Yıldırım ilçesi Yunus Emre Mahallesi Yaprak Sokak üzerinde devriye gezen ekipler, çöp kutusunun yanına bırakılan çuvaldan kuşkulandı. Ağzı bağlı olan çuvalı açan polisler göğsünde derin kesikler bulunan başsız bir ceset buldu.

SİLİKONLARI PATLAMIŞ
Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cesedin 30-35 yaşlarındaki bir transeksüele ait olduğu belirlendi. Transeksüelin öldürülmeden önce göğüslerindeki silikonların patlatıldığı ortaya çıktı. Polis cesedin başını bulmak için cesedin atıldığı yerin çevresindeki güvenlik kamerası olan iş yerlerini incelemeye aldı. Ekipler, çevredeki esnafları gezerek bilgi topluyor. Bir hafta önce Nilüfer ilçesinde ormanlık alanda başı kesildikten sonra cesedi yakılmış bir kadın bulunmuştu. Polis iki cinayeti aynı kişinin işlemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. İHA/BURSA

Katili eski sevgili çıktı


ESKİŞEHİR’DE iki gün önce evlerinde öldürülen (26) Derya Gün ile (50) annesi Fikret Gün’ün katil zanlısı yakalandı. Evli 2 çocuk babası (37) Selami Yavuz’un eve pencereden girdiği belirlendi.

İTİRAF ETTİ
GÖZALTINA alınan Selami Yavuz, Derya Gün ile bir ay önce de ayrıldıklarını söyledi. Eve pencereden girdiğini anlatan Selami Yavuz: ‘Cezaevindeyken plastikten yapılan kapı ve pencerelerin açılmasını öğrenmiştim. Eve böyle girdim. Barışma teklifimi kabul etmedi. İkisini de öldürdüm’ dedi.

STAR

Perşembe, Ocak 08, 2009

işkence-tecavüz-aile

Manisa’da 18 yaşındaki P.U. bir yıl önce tanıştığı Ayhan K.’yle (24) nikahsız birlikte yaşamaya başladı. Ayhan K., askere giderken P.U’yu ailesine teslim etti.İddiaya göre, P.U. ile Ayhan K.’nin ailesi arasında anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Baba Hasan K., dört ay önce eşinin ve kızı Gülcan K.’nın da yardımıyla P.U.’yu ellerinden tavandaki bir kancaya bağlayarak kerpetenle dişlerini söküp tecavüz etti. P.U., yaşadıklarının ardından evden kaçarak İzmir’deki akrabalarının yanına sığındı ve polisi aradı. Şikayet üzerine Hasan K.’nin evine giden polis, ailenin bir süre önce İstanbul’a taşındığını öğrendi. İstihbarat çalışmaları neticesinde, dün Manisa’ya gezmeye gelen Hasan K. ile kızı Gülcan C. polis tarafından yakalandı. Baba-kız, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken polis, Hasan K.’nin eşini arıyor.

Hürriyet

Cuma, Aralık 19, 2008

tecavüz denemesi(!)

ANTALYA'da avukat 26 yaşındaki F.Ü., 2 yıldır müvekkilliğini yaptığı Hüseyin S.'nin saldırısına uğradı. Avukata cip içerisinde tecavüze kalkışan 43 yaşındaki Hüseyin S., kadının çığlıklarını duyan polisler tarafından yakalandı. Zanlı çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Bir icra takibi için emekli icra müdürü ile birlikte Manavgat'a giden avukat F.Ü.'ye, 2 yıldır müvekkili olan ve en son 200 bin euro'luk bir icra takibini yaptığı Hüseyin S.'den telefon geldi. Hüseyin S. avukat kadına, davası süren bir konuyla ilgili görüşmek istediğini söyledi. Saat 21.00 sıralarında Manavgat'ta bir restoranda bir araya gelen F.Ü. Hüseyin S., adı açıklanmayan emekli icra müdürü ve Hüseyin S:'nin bir arkadaşı, uzun süre oturup yemek yedi. Avukat F.Ü. dışındakiler yemekte alkol aldı. Avukat F.Ü., saat 01.30 sıralarında Antalya'ya dönmesi gerektiğini söyleyerek masadakilerden izin istedi. Hüseyin S., avukata kendisinin de Antalya'ya gideceğini belirterek götürebileceğini söyledi. F.Ü. bu teklifi kabul ederek Hüseyin S.'nin cipine bindi.

EVLENME TEKLİFİ ŞAKASI
İkili birlikte Antalya'ya doğru yol alırken, Hüseyin S. cipi yol kenarında durdurup, “Şimdi belediye başkanını arıyorum, gelsin bizim nikahımızı kıysın, seninle evlenelim” dedi. Bu teklif üzerine avukat kadın cipten inmek istedi. Hüseyin S., F.Ü.'nün cipten inmek istemesi üzerine, “Şaka yaptım, sen de hemen inanıyorsun. Tamam gel lütfen” diyerek yola devam etti. İkili bir süre sonra Antalya'ya ulaştı ve avukat F.Ü.'nün evinin de bulunduğu Uncalı Mahallesi'ne geldi. Hüseyin S., avukat kadını evine götürmek yerine sokaklarda ciple dolaşmaya devam etti. F.Ü., “Artık neredeyse sabah oldu, beni götürün de evime gidip dinleneyim” dedi. Hüseyin S. ise iddiaya göre cipi yolun kenarına çekerek genç kadının üzerine saldırdı.

‘SEVGİLİMDİ’ İDDİASI
Hüseyin S., avukata tecavüz etmeye çalışırken genç kadın çığlık atarak yardım istedi. Uzun süre tecavüze direnen F.Ü'nün yardımına, çığlıkları duyan Fatih Polis Merkezi'nde görevli polis memurları yetişti. 8 polis memuru genç avukatı Hüseyin S.'nin elinden kurtarıp saldırganı gözaltına aldı. Hüseyin S.'den şikayetçi olan Avukat F.Ü., adli tıp kurumundan da rapor aldı.Hüseyin S. polisteki ifadesinde, “F.Ü. benim sevgilimdi. Ispatlayacağım” dedi. F.Ü. ise sevgili olduklarının yalan olduğunu, zanlının kendisini kurtarmak için böyle birşey uydurduğunu söyledi. Hüseyin S., ifadesinin ardından sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

Hürriyet

Perşembe, Aralık 04, 2008

kadın sıkıntısı

Aile boyu eşkiyaymış

4 Aralık 2008 Perşembe, 01:06

Müzikhol basarak, A.C.’yi kaçıran magandalardan Cihangir N.’nin eşi Derya N’yi öldürdüğü iddiasıyla arandığı belirlendi. Azmettirici Yusuf K.’nın ağabeyi de polis kıyafetiyle adam kaçırmaktan sabıkalı.

AVCILAR’DA ağustos ayında meydana gelen olayda konsomatris A.C., polis kıyafetli 7 şehir zorbası tarafından yerlerde sürüklenerek kaçırılmasını ardından her gün yeni bilgilere ulaşılıyor.

Müzikhol basan şahıslardan Cihangir N’nin eşi Derya N’yi öldürmekten arandığı belirlendi. Yusuf K., Gesim G., ve Yıldırım A. gibi, sabıkalı olan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanan şahıslar gibi olayın firari zanlısı Cihangir N.’nin de sabıkalı olduğu öğrenildi. Olayın diğer firari zanlısı Mehmet Fuat B.’nin olaydan sonra Kuzey Irak’a kaçtığı tespit edildi. Gasp bürosu dedektifleri iki zanlıyı bulmak içinde çalışmalarını yürütüyor.

MÜZİKHOL baskınıyla herkesi hayretler içinde bırakan şehir zorbalarının kullandıkları yönteme yabancı olmadıkları ortaya çıktı. Polis kıyafetlerini Eminönü Mercan’dan aldığını söyleyen şehir eşkiyalarından olan ve olayın azmettirici olan Yusuf K.’nın ağabeyinin de aynı yöntemle adam kaldırdığı öğrenildi. Yaşadığı korku dolu geceyi üzerinden atamayan konsomatris A. C., ‘Bunlar polis diyerek bağırmama rağmen kimse kılını kıpırdatmadı.

YAKARSAN, YANARSIN

BENİ
50 metre sürükleyerek otomobile bindirip kaçırdılar. Büyükçekmece’de bir eve götürüp tecavüz ettikten sonra sabah banyoya götürüp yıkadılar. Önce iş bulma vadinde bulundular sonra ‘Bizi yakarsan sende yanarsın’ diye tehdit savurdular ifadesini vermişti.

(Star)

insanlık?

Esrar içip, tecavüz etmişler

3 Aralık 2008 Çarşamba, 12:07

Esrar içip, tecavüz etmişler

Saldırının mağduru 25 yaşındaki C.A., oturamadığı için ayakta verdiği ifadesinde şunları anlattı:

“Yusuf her gece yanıma gelip benimle beraber olmak istediğini söylüyordu. Her seferinde ‘Ben konsomatrisim, masaya oturur seni dinler, kalkarım. Ben o.. değilim ki seninle yatayım’ diyordum. Bana yüksek paralar söyleyip ahlaksız tekliflerini sürdürüyordu.

Artık ondaki beraber olma duygusu saplantı halini almıştı. O gece, ‘Polis, kimse kıpırdamasın. Herkes yerinde kalsın. Çıkacağız’ dedikten sonra bana bir tokat atıp saçlarımdan tuttu. Kendisine karşı koymak isteyince de yere yatırıp sürüklemeye başladı. Birkaç metre sonra çektiğim acının ölüm acısı olduğunu düşündüm.

Neredeyse kafamın derisi yüzülecekti. 50 metre boyunca beni sürükleyip arabaya bindirdi. Yol boyunca da küfürler edip, tokat atıyordu. Alkol ve uyuşturucu madde almışlardı.

Götürdükleri evde bir odaya koyup sırayla tecavüz ettiler. Sabah beni banyoya zorla sokup cinsel organıma kadar yıkadılar. Delil ve sperm örneği bırakmak istemiyorlardı.

‘Polise gitme sana iş buluruz. Daha iyi şartlarda yaşarsın’ şeklinde teklifte bulundular. Kabul etmediğimi söyleyince ‘Bizi yakarsan biz de seni yakarız. Buna benzemez’ diye tehdit ettiler. Yerde sürünme sırasında kalçam yandığı için üstüne oturamıyorum.”

C.A.’nın 3 ay önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedaviye başladığı öğrenildi.

Yusuf Kılıç, mahkemedeki ifadesinde ise bu kez müzikholde daha önce dayak yediği için arkadaşlarıyla tekrar müzikhole gittiğini, C.A.’yı alarak çıktığını anlattı

aile

Trafikte koca terörü

4 Aralık 2008 Perşembe, 01:06

Trafikte koca terörü

Tartıştığı eşini 60 kilometre hızla giderken araçtan attı, bir de aşağı inerek dövmek istedi.

İSTANBUL Avcılar’daki evlerine giden A.Y. (38) ve Y.Y. (40) çifti, yolda tartışmaya başladı. Tartışma büyüyünce A.Y. adlı kadın araçtan inmek istedi. Aracı durdurmayan öfkeli koca, 60 kilometre hızla giderken kapıyı açarak kadını aşağı itti. Araçtan düşen A.Y. kafasını refüje çarptı. Sinirlerine hakim olamayan Y.Y. araçtan indi ve yaralı eşini dövmek istedi.

VATANDAŞLAR kadını kocasının elinden kurtardı. Görgü tanığı Ömer Duran ‘Motosikletle yan yolda gidiyordum. Kadın düştü, ne olduğunu anlamadım. Adamı az daha dövecektim’ dedi. Hastaneye kaldırılan kadının durumu ciddiyetini korurken, Y.Y. polis tarafından gözaltına alındı. (Star)