Salı, Şubat 16, 2010
183 - Şiddet Hattı
"alo 183 - şiddet hattı. şiddet gören kadınlar için sığınma umudu.
sığınma evleri teker teker kapatılırken veya sırf, belediye başkanları icraatlarının duyurulmasından ötesini düşünmüyor diye adresleri telli duvaklı ilan edilirken - telefonla da ulaşmak mümkün. arayan olursa diye, gerekmemesi umuduyla. yazması benden."
http://deryik.blogspot.com/2010/02/183.html
Pazartesi, Nisan 27, 2009
...takip edilmeyi gerektirir
"İstanbul Emniyet Müdürü CELALETTİN CERRAH
Anne babanın dışarıda olma sebebini bana değil hakime soracaksınız!
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı defalarca aradım. Defalarca. Artık utandım, o kadar çok. Tutturuk bir şekilde. Sürekli özel kalemine mesaj bıraktım. Çok yoğun bir gündemi olduğu için bana geri dönmesi tam 12 saat sürdü.
Hayalim, onunla uzuuun bir röportaj yapmaktı.
Bırakın röportajı, bu cinayetle ilgili beyanat bile veremeyeceğini söyledi.
"Aileyle, uzmanlarla görüşün ama polis olarak size bu konuda yardımcı olamayız" dedi. Sebebi, cinayetin hazırlık tahkikatının devam etmesiymiş. Şu an söyleyeceği herhangi bir şey davanın seyrini etkilermiş. Özel ekipler kurulmuş, polis elinden geleni yapıyormuş.
"Ama kamuoyunda farklı bir kanı var" dedim.
"Ne gibi?" dedi.
"Eğer Münevver bir aşçıbaşının kızı değil de, Sabancı, Koç gibi bir ailenin kızı olsaydı, Cem Garipoğlu çoktan yakalanırdı."
"Alakası yok" dedi,
"Bunlar bizi etkilemez!"
Çatı katı faillerini örnek verdi.
"Onları da yakalayan biz değil miydik? Eğer polisimiz, son sürat konteynerin içindeki cesedi bulmasaydı, evdeki kan izlerine ulaşılamayacaktı. Delil- melil kalmayacaktı. Biz üzerimize düşeni yaptık, gayet seri ve hızlı davrandık."
"İyi ama" dedim, "O kan izlerine rağmen, anne baba dışarıda. Neden?"
Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi: "Onun sebebini bana değil, bir zahmet hakime soracaksınız!"
"54 gün oldu aileye bilgi verilmiyor. Neden?" dedim.
"Ekiplerimi onlara yollamadığımı nereden biliyorsunuz?" dedi.
"Çünkü onlarla konuşuyorum" dedim.
Birden şöyle tuhaf bir şey söyledi: "Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?"
"Nasıl yani?" dedim.
"E takip etselermiş kızlarını" dedi.
"Ama" dedim "17 yaşındaki bir kızı sürekli kontrol edemezsiniz ki!"
"Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?" gibi tuhaaaafffff ahlakçı bir muhabbete dönüştü konuşma.
Aile fazla serbest davranırsa, kızlarının bir erkek arkadaşı olmasına ses çıkarmazsa, o da onun evine girip çıkarsa, kafasının testere ile kesilmesi normalmiş manası çıkabilecek mini bir sohbet.
"Münevver’in anısına bir konser düzenlense ve geliri Emniyet güçlerine aktarılsa hoşunuza gider mi" dedim.
"Tabii ki hayır!" dedi, "Polis, failleri para alıp buluyor, derler."
İtiraf etmeliyim ki, o anda polis teşkilatının da baskı altında olduğunu hissettim.
Sonra, "Siz Dubai’desiniz değil mi?" dedi.
"Evet" dedim heyecanla, "Atlayın yarın gelin, yüz yüze konuşalım" diyecek zannettim.
Ama öyle demedi.
"Devletin telefonuyla daha uzun Dubai ile konuşamam" dedi.
"Çok haklınız, özür dilerim, bana yazsın" dedim, "Ben sizi arayayım..."
"Yok zaten bu konuda söyleyebileceğim daha fazla bir şey yok. İyi geceler!" dedi.
Ve kapattı.
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la, 12 saat, işte bu konuşmayı yapabilmek için beklemiştim.
Yine de kendisine teşekkür ederim, en azından telefonuma çıktı...
Ayşe Arman - Hürriyet"
Çarşamba, Nisan 22, 2009
15 yaş...
Antalya'da dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K'yı ‘benzin bitti' bahanesiyle kandıran şoför ve arkadaşı ormanlık alana götürdükleri kıza zorla tecavüz etti. Zanlılar, polis tarafından gözaltına alındı.
İddiaya göre olay şöyle gerçekleşti: Önceki gece şehiriçi dolmuş hattında şoförlük yapan Y. D., arkadaşı E. D. ile birlikte son servise çıktı. Bu sırada şehir merkezinden dolmuşa binen 15 yaşındaki C.K., Kepezaltı'nda bulunan evine gitmek üzere dolmuşa bindi. Dolmuş sürücüsü ve arkadaşı, son yolcu olarak araçta kalan C.K.'yı “Benzin bitti, ileriden alıp dönelim sonra da seni bırakalım” diyerek kandırdı. Zanlılar, küçük kızı Kepezüstü'nde bulunan ormanlık alana götürüp tecavüz etti. İki zanlı daha sonra kızı evine yakın bir yere bırakarak kaçtı.
C.K., eve gider gitmez durumu ailesine anlattı. Ailesiyle birlikte polise giden C.K., 07 AB 566 plakalı minibüs şoförü ve arkadaşının kendisine defalarca tecavüz ettiğini söyledi. Bunun üzerine polis yaptığı çalışmada, önce aracın sahibine ulaştı. Adı açıklanmayan adam, dolmuşun şoförde olduğunu söyledi. Polis dolmuş şoförü Y. D. ve arkadaşı E. D.'yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı.
Sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen 2 arkadaş, genç kızla para karşılığında ilişki kurduklarını söyledi. Küçük kız ise Çocuk Şube Müdürlüğü'nde ağlayarak verdiği ifadesinde, kendisine tüm yalvarmalarına rağmen defalarca tecavüz ettiklerini anlattı.
Hürriyet
(Bu arada haberde "zorla tecavüz" gibi bir ibare var ki ekstra sinir zıplatıcı. tecavüzün gönüllüsü oluyor muydu?)
Beyoğlu'nda insan olmak
Son dönemlerde dayak yüzünden Meclis İnsan Hakları Komisyonu tarafından mercek altına alınan Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı.
Bilkent Üniversitesi mezunu 35 yaşındaki Berfu Beysanoğlu, Fransa Başkonsolosluğu’nda nöbet tutan polis memuru tarafından tekme tokat dövüldüğünü öne sürerek savcılığa suç duyurusunda bulundu.
MESLEK Yüksek Okulu Turizm Otelcilik Bölümü mezunu olan amatör şarkı sözü yazarı Berfu Beysanoğlu, Cumartesi saat 03.30 sıralarında İstiklâl Caddesi’nde arkadaşlarıyla yediği yemekten sonra Tarabya’daki evine gitmek üzere tek başına yola çıktı. Fransız Başkonsolosluğu önüne geldiğinde cep telefonu çalan Beysanoğlu, arayan annesiyle konuşmak için konsolosluk merdivenlerine oturdu. Beysanoğlu yaşananları şöyle anlattı:
“Konsoloslukta nöbet tutan polis, ‘Oradan kalkın, kimsiniz siz, burada oturamazsınız’ diye bağırdı. ‘Annemle konuşuyorum, kalkacağım’ dedim. O bir polis otomobili durdurdu. İki polis tarafından araca bindirilirken, nöbetçi polis beni tekme ve yumrukla dövdü.”
Olaydan sonda polis otomobiliyle yakındaki taksi durağına bırakılan Beysanoğlu, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı’na iki sayfalık dilekçe verdi ve adını henüz bilmediği Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’nde görevli polis hakkında şikâyetçi oldu. Beyoğlu Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde Berfu Beysanoğlu’nun sağ gözaltında morluk, sağ ve sol kollarında morluk, gözlerinde görme bulanıklığı, gözyaşı akıntısı tespit etti. Berfu Beysanoğlu şunları söyledi:
“Halen gözüm akıyor, kulaklarım çınlıyor. Adliye’ye gelmeden önce adını öğrenmek için Konsolosluğa gittim. Ancak bilgi vermediler. Tesadüfen beni döven polisi gördüm, oradaydı ancak beni görünce başka bir memur çağırıp kaçtı. Durup benden özür dileseydi şikâyetçi olmayacaktım. Ancak şimdi şikâyetçiyim. Hakkımı sonuna kadar arayacağım” dedi.
Beyoğlu’nda polis şiddeti
Bekârların kaldığı bir eve baskın yapan polisler, evde uyuyan 37 yaşındaki Hakim Adlığ’ı dövdü. Polisler “Yanlış adammış” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Servet Alçınkaya, kimlik soran polislerden kimlik istediği için araçta ve karakolda dövüldü.
Tarlabaşı’nda Mehmet Cirik, misafirlerini yolcu ederken kimlik soran polislerce gözaltına alındı ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nde dövüldü. Dalağı patladı ve ameliyat edildi.
Taksim’de bacağından yaralanan 16 yaşındaki K.K., şikâyetçi olmak için gittiği Taksim Polis Karakolu’nda dayak yedi.
Taksici Engin Topal’ı döven polisler, buna tepki gösteren Ali Bakça’yı da copladı.
Tarlabaşı’nda transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün önünden geçerken “Buradan geçmek yasak” diyen iki polis tarafından dövüldü.
NTV muhabiri Hilmi Hacaloğlu, gözaltına alınıp götürüldüğü Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde dövüldü.
Hürriyet
Çarşamba, Mart 25, 2009
ya da transseksüel olmak...
BURSA'DA bir hafta arayla ikinci kesik baş cinayeti yaşandı. Önceki gece saat 03:00 sıralarında merkez Yıldırım ilçesi Yunus Emre Mahallesi Yaprak Sokak üzerinde devriye gezen ekipler, çöp kutusunun yanına bırakılan çuvaldan kuşkulandı. Ağzı bağlı olan çuvalı açan polisler göğsünde derin kesikler bulunan başsız bir ceset buldu.
SİLİKONLARI PATLAMIŞ
Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cesedin 30-35 yaşlarındaki bir transeksüele ait olduğu belirlendi. Transeksüelin öldürülmeden önce göğüslerindeki silikonların patlatıldığı ortaya çıktı. Polis cesedin başını bulmak için cesedin atıldığı yerin çevresindeki güvenlik kamerası olan iş yerlerini incelemeye aldı. Ekipler, çevredeki esnafları gezerek bilgi topluyor. Bir hafta önce Nilüfer ilçesinde ormanlık alanda başı kesildikten sonra cesedi yakılmış bir kadın bulunmuştu. Polis iki cinayeti aynı kişinin işlemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. İHA/BURSA
Perşembe, Aralık 04, 2008
kadın sıkıntısı
Aile boyu eşkiyaymış
Müzikhol basarak, A.C.’yi kaçıran magandalardan Cihangir N.’nin eşi Derya N’yi öldürdüğü iddiasıyla arandığı belirlendi. Azmettirici Yusuf K.’nın ağabeyi de polis kıyafetiyle adam kaçırmaktan sabıkalı.
AVCILAR’DA ağustos ayında meydana gelen olayda konsomatris A.C., polis kıyafetli 7 şehir zorbası tarafından yerlerde sürüklenerek kaçırılmasını ardından her gün yeni bilgilere ulaşılıyor.
Müzikhol basan şahıslardan Cihangir N’nin eşi Derya N’yi öldürmekten arandığı belirlendi. Yusuf K., Gesim G., ve Yıldırım A. gibi, sabıkalı olan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanan şahıslar gibi olayın firari zanlısı Cihangir N.’nin de sabıkalı olduğu öğrenildi. Olayın diğer firari zanlısı Mehmet Fuat B.’nin olaydan sonra Kuzey Irak’a kaçtığı tespit edildi. Gasp bürosu dedektifleri iki zanlıyı bulmak içinde çalışmalarını yürütüyor.
MÜZİKHOL baskınıyla herkesi hayretler içinde bırakan şehir zorbalarının kullandıkları yönteme yabancı olmadıkları ortaya çıktı. Polis kıyafetlerini Eminönü Mercan’dan aldığını söyleyen şehir eşkiyalarından olan ve olayın azmettirici olan Yusuf K.’nın ağabeyinin de aynı yöntemle adam kaldırdığı öğrenildi. Yaşadığı korku dolu geceyi üzerinden atamayan konsomatris A. C., ‘Bunlar polis diyerek bağırmama rağmen kimse kılını kıpırdatmadı.
YAKARSAN, YANARSIN
BENİ 50 metre sürükleyerek otomobile bindirip kaçırdılar. Büyükçekmece’de bir eve götürüp tecavüz ettikten sonra sabah banyoya götürüp yıkadılar. Önce iş bulma vadinde bulundular sonra ‘Bizi yakarsan sende yanarsın’ diye tehdit savurdular ifadesini vermişti.
(Star)
insanlık?
Esrar içip, tecavüz etmişler

Saldırının mağduru 25 yaşındaki C.A., oturamadığı için ayakta verdiği ifadesinde şunları anlattı:
“Yusuf her gece yanıma gelip benimle beraber olmak istediğini söylüyordu. Her seferinde ‘Ben konsomatrisim, masaya oturur seni dinler, kalkarım. Ben o.. değilim ki seninle yatayım’ diyordum. Bana yüksek paralar söyleyip ahlaksız tekliflerini sürdürüyordu.
Artık ondaki beraber olma duygusu saplantı halini almıştı. O gece, ‘Polis, kimse kıpırdamasın. Herkes yerinde kalsın. Çıkacağız’ dedikten sonra bana bir tokat atıp saçlarımdan tuttu. Kendisine karşı koymak isteyince de yere yatırıp sürüklemeye başladı. Birkaç metre sonra çektiğim acının ölüm acısı olduğunu düşündüm.
Neredeyse kafamın derisi yüzülecekti. 50 metre boyunca beni sürükleyip arabaya bindirdi. Yol boyunca da küfürler edip, tokat atıyordu. Alkol ve uyuşturucu madde almışlardı.
Götürdükleri evde bir odaya koyup sırayla tecavüz ettiler. Sabah beni banyoya zorla sokup cinsel organıma kadar yıkadılar. Delil ve sperm örneği bırakmak istemiyorlardı.
‘Polise gitme sana iş buluruz. Daha iyi şartlarda yaşarsın’ şeklinde teklifte bulundular. Kabul etmediğimi söyleyince ‘Bizi yakarsan biz de seni yakarız. Buna benzemez’ diye tehdit ettiler. Yerde sürünme sırasında kalçam yandığı için üstüne oturamıyorum.”
C.A.’nın 3 ay önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedaviye başladığı öğrenildi.
Yusuf Kılıç, mahkemedeki ifadesinde ise bu kez müzikholde daha önce dayak yediği için arkadaşlarıyla tekrar müzikhole gittiğini, C.A.’yı alarak çıktığını anlattı
Salı, Kasım 18, 2008
(yine) 14 yaş...
Bilecik'te yaşanan 2 ayrı iğrenç olayı, bir insanlık örneği ortaya çıkarttı. Herkesin birbirine sattığı 2 küçük kızı, 'Benim de aynı yaşta kızım var' diyen bir baba kurtardı.
Çirkin teklif
Kimliği açıklanmayan kişi, daha sonra Ö.A.'yı, "Görüntüleri herkese dağıtırım" diyerek tehdit etti. Küçük kızın tehditle başka erkeklerle de cinsel ilişkiye girdiği öne sürüldü. Bu kişinin, esnaflık yapan birine de teklif götürdüğü, söz konusu esnafın Ö.A.'yı görüp, "Kızım da aynı yaşta" diyerek kabul etmediği öğrenildi. Ve vicdanının sesini dinleyen esnaf, polisi aradı. Kızla birlikte olan 8 zanlı tutuklandı.
Hamile kaldı
Gölpazarı'nda da yine 13 yaşındaki E.A.'yla ilişkiye giren bir gencin, bu ilişkiyi kaydederek şantajla küçük kızı pazarladığı öne sürüldü. Hamile kalan kızın yakınlarının ihbarıyla 6 kişi tutuklandı.
(Takvim)
Pazar, Kasım 16, 2008
gençlik (!) grubu???
İstanbul Üniversitesi’nde bir grup çivili sopalarla Hüseyin Üzmez’in tahliye edilmesini protesto eden kadın öğrencilere saldırdı
Vakit Yazarı Hüseyin Üzmez’in tahliye edilmesine tepki için imza toplayan bir grup kadın öğrenci, çivili sopalar taşıyan öğrencilerin saldırısına uğradı. Dün saat 13.00 sularında İ.Ü. İktisat Fakültesi koridoruna gelip ‘Dini bütün Hüseyin Üzmez, 14 yaşında bir kıza tecavüz etti’ yazılı afişlerin kaldırılmasını isteyen ‘Müslüman Gençlik’ grubu iddiaya göre ardından tekbir getirerek çivili sopalarla saldırdı. Üç öğrenci yaralandı. Üniversite güvenlik görevlileri yetersiz kalınca çağırılan polis, üç kişiyi gözaltına aldı. Adli Tıp Kurumu da Üzmez’e tahliye getiren Adli Tıp Raporu’nu eleştiren elemanları hakkında soruşturma başlattı. 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarla suçlanan Üzmez’in “Çocuğun ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır” diyen Adli Tıp Raporu’yla tahliyesi kamuoyunda gürültü koparınca Türk Tabipler Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Türk Pediatri Kurumu gibi birlik ve dernekler bir kurul oluşturarak ‘Üzmez raporu’nu incelemişti. “Tahliye getiren rapor tıbbi açıdan geçersiz, hukuken yok hükmünde” diyen kurul bunu 3 Kasım’da basın toplantısıyla açıkladı. Adli Tıp ise kuruldaki birliklerde görev alan ve bu toplantıya katılan Adli Tıp’çılar Lale Tırtıl ve Serhat Gürpınar hakkında idari soruşturma açtı, uzman Elif Kırteke’nin savunması istendi.
(Radikal)
Perşembe, Kasım 13, 2008
"‘Mahkemede dövmeyeceğim’ dedi kurşunlayıp intihar etti "
Babatlı ‘Bir daha karşınıza gelirsem beni asın’ demişti
DİYARBAKIR’DA 7 Kasım tarihinde eşini silahla öldürdükten sonra intihar eden Süleyman Babatlı hakkında geçen ay Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ‘eşe karşı kasten yaralama’, ‘silahla tehdit’ ve ‘kötü muamele’ suçlarından işlem yapıldığı belirlendi. Eşi Fatma Babatlı’nın ölümünden bir ay önce yaptığı şikayetle gözaltına alınarak savcılığa çıkarılan Babatlı’nın, o tarihte tutuklanma istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildiği öğrenildi. Babatlı, mahkemede, yaptıklarından pişmanlık duyduğunu belirterek, ‘Eşime kötü davranışlarda bulunduğumu kabul ediyorum. Bir daha karşınıza gelirsem beni idam edin’’ demişti.
SOKAKTA ÖLDÜRMÜŞTÜ
MAHKEME, ‘mevcut delil durumu ve tutuklamanın ceza değil tedbir olduğu’ gerekçesiyle savcılığın tutuklama talebini reddetti. Mahkeme, şüpheli Babatlı’nın hazırlık soruşturması tamamlanıncaya kadar en yakın karakola giderek imza atmasını kararlaştırmıştı. Babatlı, 7 Kasımda, tartıştığı 7 çocuklu eşi Fatma Babatlı’yı sokak ortasında silahla öldürdü. Daha sonra intihara kalkışan ve ağır yaralanan Babatlı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. AA
(Star)
direncin cezası?
Samsun'da gece öğrenimi gördüğü okuldan evine dönen üniversiteli kız öğrenci, kendisini taciz etmek isteyen kişiye direnmesi sonucu boğazından bıçaklanarak yaralandı.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümünde gece öğrenimi gören F.M. (18), okul çıkışı Sarıışık köyündeki evinin yakınında kimliği henüz belirlenemeyen bir kişinin saldırısına uğradı. Genç kızı taciz etmek isteyen saldırgan, F.M'nin direnerek bağırması üzerine genç kızı boğazından bıçakla yaralayarak kaçtı.
Bu sırada, F.M'nin yakınları çığlık sesleri duymaları sonucu dışarı çıktı. Kanlar içindeki genç kızı otomobille hastaneye kaldırmak isteyen F.M'nin ve yakınlarının bulunduğu araç kaza yaptı. Bunun üzerine olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekipleri tarafından genç kız, Gazi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kazada hafif yaralanan genç kızın babası Ali M. de aynı hastanede ayakta tedavi gördü.
Yetkililer, saldırı olayıyla ilgili aynı köyde oturan bir kişinin arandığını bildirdiler. Genç kızın durumunun ise ciddiyetini koruduğu belirtildi.
Çarşamba, Kasım 12, 2008
boynuz indirimi...
Eşini öldüren kocanın ömür boyu olan hapis cezası "Bana boynuzlu dedi" deyince 16 yıla indirildi
Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)
İZMİR'de kendisini aldattığını iddia ettiği eşini öldüren Ethem Gürsoy mahkeme tarafından ömürboyu hapis cezasına çaprtırıldı. Ancak ceza, eşinin kendisine ‘Boynuzlu, p..enk’ dediği gerekçesiyle 16 yıl hapse indirildi.
İzmir’de kitap pazarlamacısı bir çocuk babası 34 yaşındaki Ethem Gürsoy, geçen mart ayında cinayet bürosuna avukatıyla gelip karısını öldürdüğünü söyleyerek teslim oldu. Suç aleti tabancayı da emniyete getiren Gürsoy ifadesinde, kitap pazarlamacılığı yaptığını, sabah uyandığında 17 yıllık ev kadını eşi 34 yaşındaki Tülay’ın, birisiyle cep telefonuyla konuştuğunu ve karşısındaki kişiye ‘Canım, cicim’ diye hitap ettiğini duyduğunu öne sürdü. Cinayeti polise ayrıntılı şekilde anlatan Ethem Gürsoy, hızla yanına gittiği eşinin, daha önceden hiç görmediği ve numarasını dahi bilmediği cep telefonunu kapattığını, pilini de yerinden çıkararak sorularına cevap vermediğini, konuşup gerçekleri anlatması için eşi Tülay’ı masada karşısına oturttuğunu, eşinin kendisine, ‘Boynuzlu p..enk. Boşayacaksan boşa’ dediğini iddia etti. Bu sözler üzerine çılgına dönüp, bulundurma ruhsatlı tabancasıyla ateş eterek eşini öldürdüğünü anlattı.
Polis olayın olduğu eve geldiğinde Tülay Gürsoy’un eşini üç el ateş ederek öldürdüğü, cinayetten sonra silah sesine uyanan 17 yaşındaki oğlunu alıp, akrabalarının evine gittiği ve olayı orada oğluna anlattıktan sonra teslim olduğunu belirlendi.
ÖNCE ÖMÜR BOYU HAPİS
İzmir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘eşini kasten öldürmek’ suçundan ömürboyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan Ethem Gürsoy, son kez hakim önüne çıktı. Avukatı aracılığıyla son savunmasını yapan Ethem Gürsoy, olayların bu safaya gelmesinden dolayı çok pişman olduğunu, eşini çok sevdiğini, başkalarıyla konuşmalarını ve chatleşmelerinin sonucu tartışma sırasında kendisine söylediği ağır sözler yüzünden bir anlık öfke ile cinayeti işlediğini, pişman olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti Ethem Gürsoy’u önce ömürboyu hapis cezasına çarptırdı. ardından ölen eşinin ‘boynuzlu p..enk” sözlerini ağır tahrik nedeni sayıp, Gürsoy’un cezasını 16 yıl hapse indirdi.
(Radikal)
Çarşamba, Kasım 05, 2008
eldiven
Duş almasını istedi
Anne ve babası bir süredir ayrı olan S.Y. polise verdiği ifadede, tecavüze uğradıktan sonra sapığın kendisini banyoya götürüp duş almasını ve yüze kadar saymasını söylediğini belirtti. Sapığını yüzünü görmediğini ama sesinden tanıyabileceğini belirten genç kız, sapığın yün eldiven giydiğini söyledi. Gasp Büro Amirliği ekipleri şimdi 20-25 yaşlarında olduğu belirlenen sapığı arıyor. Dedektiflerin genç kızın cep telefonunu da incelemeye aldığı öğrenildi.
(Takvim)
Salı, Kasım 04, 2008
çağla...
17 YIL CEZAEVİNDE YATACAK
Sanığa, olayda yaralanan Seda Tunca'yı öldürmeye teşebbüsten ceza verilmesi de yerinde bulunmazken, genç kızın basit bir müdahaleyle tedavi olabilecek şekilde yaralandığı bildirildi. Ölen Arin'in İzmir'deki ailesinin avukatlar aracılığıyla temyiz için Yargıtay'a başvuracağı öğrenildi. Zanlı hakkındaki karar değişmezse 17 yıl cezaevinde kalacağı belirtildi. Z.'nin avukatı ise, müvekkilinin mahkemedeki tutumu, mahkeme heyetine karşı saygılı davranması, olayı inkâr etmemesi ve ilk sabıkası olması nedeniyle TCK'nin 62. maddesine göre indirim yapıldığını söyledi
