Cuma, Mayıs 21, 2010
dayak/ölüm
"bana parasız olduğumu söyleyince yaptım bunu" demek...
hazmedilir şey mi bu?
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14791001.asp?gid=373
Salı, Şubat 16, 2010
183 - Şiddet Hattı
"alo 183 - şiddet hattı. şiddet gören kadınlar için sığınma umudu.
sığınma evleri teker teker kapatılırken veya sırf, belediye başkanları icraatlarının duyurulmasından ötesini düşünmüyor diye adresleri telli duvaklı ilan edilirken - telefonla da ulaşmak mümkün. arayan olursa diye, gerekmemesi umuduyla. yazması benden."
http://deryik.blogspot.com/2010/02/183.html
Pazartesi, Kasım 16, 2009
Beyin Yerine Et Yığını Sahibi Olmak; Bekareti Evliliğe Şart Koşmak; Kadına "Olması Gereken Bir Vasıf"tan Söz Etmek... Neresinden Tutulmalı Bu Haber?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin, bakireliği evlilikte kadında bulunması gereken vasıflar arasında sayarak kadının bakire çıkmaması gerekçesiyle evliliğin iptaline karar verdiği ortaya çıktı. Üstelik daire bu kararı alırken kadının bakire olduğuna ilişkin doktor raporuna değil kocanın beyanına itibar etti. Yargıtay bu yüzden, evliliği kadının bakire çıkmaması nedeniyle evliliğin iptal edilmesi istemini reddeden yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, boşanma yerine iptal kararı verilmesini istedi. Yargıtay bunu da “kadında bulunması lazım gelen vasfın bulunmaması” olarak açıkladı. Hukukçular ise “kadında bulunması gereken vasıftan” söz edilmesinin kadını bir nesne olarak düşünmek anlamına geleceğini belirterek kararı eleştirdi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2007 yılında verdiği ancak son günlerde hukukçular arasında tartışma yaratan karara konu olay şöyle:
Kadın raporunu gösterdi ama nafile
Bolu’da nikah masasına oturan çiftin evliliği, kocanın, eşinin gerdek gecesi bakire çıkmadığını ileri sürmesi üzerine ayrılıkla sonuçlandı. Koca mahkemeye giderek kadının bakire çıkmaması yüzünden evliliğin iptal edilmesi davası açtı. Kadın ise Bolu İzzet Baysal Kadın Doğum Hastanesine giderek bakire olduğu ve kızlık zarının duhule müsait olduğu yönünde rapor aldı. Kadın bu raporla kocası aleyhine boşanma davası açtı. Bu iki dava Bolu Aile Mahkemesi’nde birleştirilerek görüşüldü. Mahkeme, erkeğin açtığı evliliğin iptali davasını reddetti, ancak kadının açtığı boşanma davasını kabul etti. Erkek bu kararı temyiz etti ve dosya Yargıtay’a geldi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında ise aynen şöyle denildi: “Kadının zifaf gecesi bakire (kız) çıkmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu suretle kadında bulunması lazım gelen vasfın bulunmaması sebebiyle kocanın davasının kabulü gerekirken reddi isabetsizdir.”
Beşte üç çoğunlukla alındı
Bu karar 5 üyeli dairede 3 üyenin oyuyla alındı. Karara karşı çıkan iki üye yazdıkları karşı oy yazısında, kadının bakire olduğu yönünde aldığı doktor raporuna dikkat çekti ve “Tıbbi bulgular karşısında davacı tanıklarının soyut ifadelerine dayanılarak davalının bakire çıkmadığının kabulü olanaksızdır” diyerek yerel mahkemenin boşanma kararının onanmasını istediler. Yani bu iki üye de esas olarak bakireliğin kadında bulunması gereken bir vasıf olduğu yönündeki diğer 3 üyenin görüşüne itiraz etmedi, sadece kadının bakire olduğunu söyleyen raporun göz önüne alınması gerektiğini savundu.
Evlilik geçersiz sayılıyor, başka şart aranmıyor
YargItay bu kararınI Türk Medeni Kanunu’nun evliliğin hangi hallerde “nisbi butlan”la geçersiz olduğunu düzenleyen 149. maddesinin 2. bendine dayandırdı. Bu bentte eşlerden birinin “Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” evliliğin iptali için dava açabileceği düzenleniyor. Evliliğin iptalinin boşanmadan pek farkı yok. Yani eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanıyor. Ama iptal kararı verilebilmesi için boşanma kararlarında aranan “şiddetli geçimsizlik, evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi, aldatma” gibi bir şart gerekmiyor.
Mynet
Cuma, Mayıs 29, 2009
can-sız(lar)
Kadının adı da yok canı da! | |
İkisi evliliğini sakladığı anlaşılınca terk ettikleri sevgilinin, biri de eski eşin kurbanı oldu... Gönüllü öğretmen Zeynep’i, evli sevgilisi öldürüp tarlaya attı Erzurum’daki 9’uncu Kolordu Komutanlığı’na bağlı Gez Kışlası’nda görev yapan 30 yaşındaki Astsubay Güney Yılmaz’ın, evli olduğunu öğrendikten sonra kendisini terk eden 24 yaşındaki Zeynep Polat’ı tek kurşunla başından vurduğu anlaşıldı. Dadaşkent semtinde oturan ve anasınıfında gönüllü öğretmenlik yapan Zeynep Polat’ı otomobilinde tabanca ile öldürdükten sonra cesedini tarlaya atan Yılmaz tutuklandı. Yılmaz’ın eşinin ikinci çocuğuna hamile olduğu ve tayininin KKTC’ye çıktığı öğrenildi. Cinayet, Güney Yılmaz’ın Zeynep öğretmene son kez görüşmek istediğini söylemesiyle gelişti. Önceki gün otomobiline aldığı Zeynep Polat’la tartışan Güney Yılmaz, tabancasını genç kızın başına dayararak tetiği çekti. Ardınan Tınazlı köyü yoluna giren Güney Yılmaz, öldürdüğü Zeynep Polat’ın cesedini tarlaya bırakıp uzaklaştı. Kaçan Yılmaz, yapılan operasyonla yakalandı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Erzurum Cezaevi’ne konuldu. Terk ettiği evli ‘nişanlısı’ sokak ortasında öldürdü Mutlu Yeşilbaş, nişanlısının evli ve iki çocuklu olduğunu öğrenince yıkıldı. Terk etti. Ancak sevgilisi bunu hazmedemedi ve.. Adana’da 36 yaşındaki Mutlu Özyeşilbaş, evli olduğunu öğrenince ayrıldığı ’nişanlısı’ 34 yaşındaki Yalçın Kanmaz tarafından, sokak ortasında 7 bıçak darbesiyle öldürüldü. Olay, Atakent Mahallesi’ndeki TOKİ konutları önünde önceki akşam meydana geldi. Mutlu Özyeşilbaş, 2 yıldır nişanlı olduğu ve evlenme hayalleri kurduğu Yalçın Kanmaz’ın evli ve 2 çocuk sahibi olduğunu öğrendi. Bunun üzerine Özyeşilbaş, Yalçın Kanmaz’ı terk etti. Ancak Kanmaz genç kadının peşini bırakmadı. Mutlu Özyeşilbaş, önceki gün annesi ve ablasıyla birlikte Akıncılar Polis Merkezi’ne giderek Yalçın Kanmaz hakkında suç duyurusunda bulundu. Özyeşilbaş annesi ve ablasıyla evlerine dönerken Yalçın Kanmaz önlerini kesti. “Artık beni istemiyor musun?” diye soran Kanmaz, “Hayır, bırak artık peşimi” yanıtını alınca yanında getirdiği bıçağı çıkarıp annesi, ablası ve çevredeki vatandaşların gözleri önünde genç kadını tam 7 yerinden bıçakladı. Sonra da kanlar içinde kalan sevgilisini kucağına alarak ambulansın gelmesini bekledi. Kanmaz, ambulans geldikten sonra polislere teslim oldu. Çocuklarını görmeye gitti, eski eşi kurşunladı Babasının velayetindeki iki kızını polisler eşliğinde görmeye giden Huriye Bekçi, eski eşi tarafından polislerin arasında vuruldu. Sakarya’nın Sapanca ilçesinde, yaşayan Huriye Bekçi (28) evli olduğu Yahya B. (34) ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle 6 yıl önce boşandı ve mahkeme 3 kız çocuğunun velayetini babaya verdi. Daha sonra ikinci evliliğini yapan Bekçi, bu evliliğinden de 2 erkek çocuğu sahibi oldu. İlk eşiyle aynı mahalledeki ailesinin yanında kalan Bekçi, 4 yıldır kızlarını görmüyordu. Bekçi, kızları gösterilmeyince mahkemeye başvurdu. Görevlendirilen 2 polis, ablası ve ikiz kardeşiyle çocuklarını görmeye giden Bekçi, eşi tarafından arabanın içinde kurşunlanarak öldürüldü. Bekçi’nin ilk eşinden olan kızlarının devlet korumasına alınacağı belirtilirken, ikinci eşinden olan çocukları 3 yaşındaki Umut ve 2 yaşındaki Talha, babalarına verilecek. İkiz kardeşi yanında öldürülen Nuriye Keskin (28) “Kardeşim korktuğunu söylemesine rağmen, geniş güvenlik önlemi alınmadı. Kardeşim göz göre göre öldü. Kardeşim ortada oturuyordu. Bir yanında ablam, ufak yeğenim ve bir yanında da diğer yeğenim oturuyordu. Arka koltukta ikisi çocuk 4 kişi oturuyordu, Onların arasında kız kardeşime 10-15 el ateş etti, kimse de müdahale etmedi. Kardeşim olay yerinde öldü, polisler olay bittikten sonra Yahya B’yi gözaltına aldı. Biz o anda polislere onlardan şikayetçi olduğumuzu, gerekli önlemleri ve müdahaleyi yapmadıklarını söyledik.” Vatan |
imam nikahlı "sevgi dolu" koca
İmam nikahlı eşini bira şişesiyle doğradı
GAZİANTEP’te aşırı alkol alan 26 yaşındaki Abdullah Ataş barışmak için otomobiline bindirdiği nikahsız birlikte yaşadığı 20 yaşındaki Filiz Karataş’tan ret cevabı alınca bira şişesiyle delik deşik edip öldürdü.
Abdullah Ataş 1.5 yıl önce dini nikah kıydırdığı Filiz Karataş tarafından bir süre önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle terkedildi. Babasının evine dönen Filiz Karataş, sürekli alkol alan eşinin barışma tekliflerini kabul etmedi. İddiaya göre dün gece aşırı derecede alkol alan Abdullah Ataş, eşinin yanına giderek barışmak istedi. Ataş, konuşmak için otomobiline bindirdiği Filiz Karataş’la Nizip İlçesi yolu üzerinde tartıştı. Abdullah Ataş yine ret cevabı alınca genç kadına kırık bira şişesiyle defalarca vurdu.
Kanlar içinde yere yığılan genç kadın, hayatını kaybetti. Filiz Karataş’ın cesedini otomobilin bagajına koyan Ataş, 29 Ekim Mahallesi’ndeki babasının evine getirerek, “Sana gelinini getirdim” dedi. Gelininin bagajdaki cesediyle karşılaşan baba, durumu hemen polise bildirdi. Olay yerine gelen polis aşırı derecede alkollü olan Abdullah Ataş’ı yakaladı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından cenaze otopsi yapılmak üzere Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ne, oradan da asri mezarlığa götürüldü.
Filiz Karataş’ın yakınları Abdullah Ataş’ın sürekli alkol aldığını, bu nedenle şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını söyledi.
Hürriyet
Cuma, Mayıs 08, 2009
mardin'de çocuk olmak...
birileri çıkıyor bunca felaketin ortasında bir de kız çocukları ayrı okutulsun diyor. (gündem her zamanki gibi karıştıkça karışıyor. karışıklıktan istifade değişiklikler başlıyor...) sonra başka birileri bu öneriyi destekliyor, ergenlik yaşı düştü diyor -bu birilerinin mevkilerini hatırlamak ile istemiyorum ki hatırladığımda daha çok ürküyorum.
ergenlik o kadar ürkütücü bir şey oldu ki bu ülkede, sanki doğal bir süreç değilmiş de buradaki kız ve erkek çocuklarına verilmiş bir cezaymış gibi algılanıyor. memelerinin çıkması mesela tecavüze davetiye oluyor. eğer erkeksen hormonlarının tavan yapması her şeye iznin olmasını sağlıyor ya da...
okulları ayıralım. kadını hiç tanımayan erkek sayısını artırıp, bacağını gördüğü kadını kuytuya çekme eğilimini artıralım iyice. kadınların neyin ne olduğunu bilmesini engelleyelim iyiden iyiye, baskılayalım iyice ki hata yapsınlar onlar da defalarca -kısa süre sonra söz hakları da kalmayacak zaten... daha kötüsü kadınla erkeği ayırdıkça ayıralım birbirinden. her ilçeye bir kadın okulu bir erkekokulu kurup sonra o kadın okullarını da kapatalım oldu olacak... eşitiz ya eşitlikçiyiz ona hizmet edelim...
o kadar sinirliyim ki toparlayamıyorum cümlelerimi. kocaman bir felaketin içinden onlarcası daha çıkıyor. hatta bir tek topraktan onlarcası fışkırıyor...
Pazar, Nisan 26, 2009
BAŞLIK
Kars'ta okuldan eve dönerken kaçırılan liseli kız, babası tarafından 'sırtından bıçaklandı'... 15 yaşındaki S., 10 bin TL karşılığında evlendirildi
Türkiye başlık parası "geleneğinden" bir türlü kurtulamıyor. Kars Anadolu Ticaret Lisesi öğrencisi 15 yaşındaki S.M., hafta sonu tatili nedeniyle köydeki evine gitmek için pansiyondan ayrıldı. Kızını köy girişinde bekleyen baba Ömer Mızrak, S.'nin minibüste olmadığını gördü. Oysa S. minibüse hiç binmemişti. Çünkü Serhat Adıgüzel tarafından kaçırılmıştı. Baba Mızrak, durumu jandarmaya haber verdi.
BABANIN PAZARLIĞI
Serhat Adıgüzel'in babası Turan Adıgüzel'le görüşen Ömer Mızrak, sıkı bir pazarlığa tutuştu. 20 bin lira istediği kızını sonunda 10 bin TL başlık parasına sattı. Jandarmaya da kızının eve döndüğünü söyledi. Henüz lise öğrencisi olan küçük kız ile Serhat Adıgüzel imam nikahıyla evlendirildi.
Cevap bile veremedi
Baba Ömer Mızrak, olayı doğrularken başlık parası alıp almadığı yönündeki sorulara cevap veremedi. Genç kızın annesi Şahinze Mızrak ise kocasına kızgın. Kızının zorla evlendirildiğini söyleyen anne, "Okumayı çok istiyordu. Kendisinden çok yaşlı birine vererek kızımın hayatını mahvettiler" dedi. Ömer Mızrak'ın bir akrabası ise "Kızı zorla istemediği adama verdiler. Babası pazarlıkla 10 bin TL başlık parası aldı. Başarılı bir öğrenciydi ama okuldan alıp kocaya verdiler" diye tepki gösterdi.
Takvim
Cumartesi, Nisan 25, 2009
15'lik nişanlılar...
"Bakan bizi kocaya gönderme
MEB’in lisede nişanlanmaya serbestlik getiren kararı tartışma yarattı. Psikiyatrlar ve hukukçular, bu kararın nişanlı olduğu için okula gidemeyen çocuklar adına olumlu ama erken nişanlılığın eğitim çağındaki çocuklar için zararlı olacağı görüşünde.
MİLLİ Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), Lise ve Ortaokullar Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle, lise öğrencilerinin nişanlanmasına serbestlik getirmesi tartışma yarattı. Talim Terbiye Kurulu Daire Başkan Vekili Merdan Tufan’ın yayınlanmak üzere Resmi Gazete’ye ilettiklerini bildirdiği MEB’in lisede nişanlı öğrencilerin okuyabilmesine vize veren kararına psikiyatrlardan ve hukukçulardan tepki geldi. Uzmanların görüşleri özetle şöyle:
Prof. Dr. Bengi Semerci (Çocuk, genç ve erişkin psikiyatrı): Nişanlılık resmi bir şey olmadığı için nişanlılığın yönetmelikte düzenlenmesi anlamsız. Geleneksel olarak önüne geçemediğimiz kızların erken yaşta evlendirilmesi gerçeği var. ’Nişanlı kız okula gidemez’ diye okuldan alınan binlerce kızımız var. Yönetmeliği değiştirmeden önce anne ve babalar eğitilmeli. MEB böyle bir yönetmelik çıkardı diye insanlar zihniyetini mi değiştirecek?
Prof. Dr. Arif Verimli (Psikiyatri): Mutaassıp ve inançları sebebiyle kızlarını erken evlendirenlere göz kırpılmış. 15- 18 yaş arası çocukların nişanlanması veya evlenmesi zaten doğru bir yaklaşım değil. ’Evlensin, nişanlansın ama eğitim alsın’ düşüncesini desteklerim ama birtakım inançlar sebebiyle erken evlendirmeye karşıyım.
Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi): Henüz eğitim çağında ve çocuk yaştaki çocuklara nişanlanma yolunun açılmasını doğru bulmuyorum. Bu çocukları özendirici bir karar. Hem hukuksal hem de özendirici olması nedeniyle isabetli bulmuyorum.
Nişanlı okur, evli okuyamaz
MEB Talim ve Terbiye Kurulu (TTK), 1964 tarihli yönetmelikteki "Evli, nişanlı olanlar okula öğrenci olarak alınmazlar" ifadesindeki "nişanlı" sözcüğü çıkarılıp "evli" sözcüğü korundu.
Hurriyet"
Çarşamba, Nisan 22, 2009
öz baba...
Eskişehir'de 16 yaşındaki zihinsel engelli öz kızına tecavüz edip hamile bıraktığı iddia edilen baba 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya başlandı.
2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuklu sanık R.O. (53) hazır bulundu. R.O'nun zihinsel engelli kızı L.S. kent dışında olduğu için duruşmaya katılmadı.
Mahkeme heyeti, mağdurun yaşının küçük olması nedeniyle duruşmanın gizli yapılmasına karar verdi. Dava eksik evrakın tamamlanması için ertelendi.
Eylül 2008'de İzmir'deki bir aileye evlatlık verdiği zihinsel engelli kızı L.S'yi, kendisini görmek için geldiği Eskişehir'de panayırlara götürüp çıplak dans ettirdiği, içeceğine uyutucu madde koyup farklı tarihlerde 3 kez tecavüz edip “kimseye söyleme. Yoksa, seni öldürür kanını içerim” diye tehdit ettiği öne sürülen baba R.O'nun suçu, kızı hamile kalınca ortaya çıkmıştı.
Evlatlık edinen H.S, şüphelenip doktora götürdüğünde L.S'nin 11 haftalık hamile olduğunu öğrenmişti.
L.S'nin olayı kısmen H.S'ye anlatması üzerine İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin kararıyla İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde cenin kürtaj yoluyla alınmış, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi'nin cenin üzerinde yaptığı DNA incelemesinde şüpheli baba R.O'nun ceninin yüzde 99,99 ihtimalle babası olduğu tespit edilmişti.
Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla 11 Mart 2009'da yakalanan ve 50 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan R.O, “çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun alıkonulması” suçlarını işlediği iddiasıyla tutuklanmıştı.
Hurriyet
Perşembe, Mart 26, 2009
Çocuğa anne soyadına ret
ANKARA - Boşanma ile velayeti kendisine verilen ancak babasının soyadını taşıyan çocuğunun soyadının değiştirilmesi için Ankara Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açan annenin talebi, yerel mahkeme tarafından kabul edildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise söz konusu kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden kararın kanun yararına bozulmasını istedi.
Dosyayı inceleyen Daire, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi hükmüne göre evlilik birliği içinde doğan çocuğun ailenin yani babanın soyadını taşıdığını belirtti.
2525 Sayılı Soyadı Kanunu'nun 4. maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babanın seçtiği veya seçeceği soyadını alacağı yönünde emredici kural getirildiğine dikkati çeken mahkeme, baba soyadını veya çocuk ergin olduktan sonra kendi soyadını usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek kararla değiştirmedikçe çocuğun da soyadının değişmeyeceğini vurguladı.
Kararda, "Bu itibarla mahkemece, velayet hakkına sahip anne tarafından açılan küçüğün soyadının değiştirilmesi davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur" denildi.
Yargıtay, yerel mahkemenin kararını sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına bozdu.
ntvmcnbc
Çarşamba, Mart 25, 2009
Babasını gördü lağım çukuruna atladı
Bartın'da kız arkadaşıyla gezerken babası tarafından yakalanan 14 yaşındaki genç kız, baba korkusu yüzünden 100 metrelik lağım çukuruna girdi. Olay yerinden geçen trafik polisleri, kız gözyaşlarına boğulan genç kızı girdiği çukurdan kurtardı.
Edinilen bilgiye göre, Bartın merkez Orduyeri Mahallesi'nde kız arkadaşıyla gezen B.T. (14), babasının görmesi üzerine korkuya kapıldı. Babasının bir süre kovaladığı genç kız, belediyenin yağmur sularının atılması için kullanılan lağım çukuruna atladı. Genç kız, atladığı lağım çukurunda yaklaşık 100 metre ilerleyerek babasından kurtulmaya çalıştı. Telaşlı baba bir anda ne yapacağını bilemez duruma gelirken, babanın imdadına da olay yerinden geçen trafik polisleri yetişti.
Olay yerinden tesadüfen geçen trafik polisleri genç kızın ardından lağım çukuruna atladı. Her türlü tehlikeyi göze alan polisler, karanlık lağım çukurunda ilerlemeye başladı. Bu sırada lağımın içerisinde ilerleyen polisler, telsizleriyle durumu haber merkezine iletti. Olay yerine gelen diğer polis ekipleri bölgeye itfaiye ve acil servis ekibi istedi. İtfaiye ekipleri kısa süre içerisinde olay yerine gelirken, lağım içerisindeki trafik polisleri de karanlıkta genç kızı aramaya devam etti. Trafik
polislerinden bir tanesi genç kızın sesini duydu. Lağım çukurunda karanlığa rağmen, her türlü tehlikeyi göze alan polisler genç kızın saklandığı yeri tespit etti. Genç kıza yaklaşan polisler, B.T.'yi saklandığı yerden çıkması konusunda ikna etmeye çalıştı. Uzun süren çalışmalar sonrasında trafik polisleri genç kızı 100 metrelik lağım çukurundan kurtardı. Polisler ile birlikte lağım çukurundan çıkan genç kız gözyaşlarına boğuldu. Genç kız Çocuk Polisi ekipleri tarafından tedavisinin yapılması için Bartın Devlet Hastanesi'ne getirilirken, baba ise gözaltına alındı. Genç kızı kurtaran polisler ise su ve çamur olan üstlerini olay yerinde temizleyerek görevlerinin başına döndü.
STAR
Perşembe, Ocak 08, 2009
işkence-tecavüz-aile
Hürriyet
Pazartesi, Aralık 22, 2008
aile?
İlişkiye girmek istemeyen eşini boğdu
15 gün öce evlenen genç eşi cinsel ilişkiyi reddedince çılgına dödü ve... DİYARBAKIR’da pazarcılık yapan Ö.S. (26), görücü usulüyle tanıştığı S.Ö. (26) ile 15 gün önce imam nikahıyla evlendi. İddiaya göre ÖS, önceki gece eşiyle cinsel ilişkiye girmek istedi ancak eşinin karşı çıkması üzerine aralarında tartışma çıktı. Tartışma sırasında sinirlenen ÖS, genç kadını boğarak öldürdü. Cinayete hırsızlık görüntüsü vermek isteyen zanlı polisin şüphelenmesi üzerine suçunu itiraf ederek şunları söyledi: “Eşimle şakalaşıyorduk, o sırada boğazına sarıldım. Elim ağır olduğu için boğulmuş.” Otopsi raporunda bakire çıkan SÖ ise toprağa verildi.
Cuma, Aralık 19, 2008
sağlık-sız
6.5 aylık hamile olan Zahide Aksu'nun sancısı tuttu. 3 hastane "Küvöz yok" diye almadı. Evde doğan bebek yoğun bakımda.
***İstanbul'da kuvöz yok!
6 yıl bekledikten sonra hamile kaldı. 6.5 aylıkken sancılandı. Devlet hastaneleri 'Kuvöz yok' diye kabul etmeyince evde doğum yaptı. Bebeğin durumu ise kritik. Hastane hastane dolaştı. Ancak kuvöz olmadığı için hiçbir hastaneye kabul edilmedi. Sancıları tutan anne, 6.5 aylık bebeğini evde doğurdu. Gülabi-Zahide Aksu çifti, evlat sahibi olabilmek için 6 yıl bekledi. Gülabi Aksu, sancıları başlayan eşi Zahide Aksu'yu, Özel Uğur Hastanesi'ne götürdü. Doktorlar, Aksu çiftine "kuvözü olan bir hastaneye" gitmelerini söyledi. Çifti, Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gitti. Ancak kapıdan içeri bile giremedi.
HİÇBİR HASTANE KABUL ETMEDİ
Bu hastaneden çıkan Aksu, eşini alıp sırasıyla Haseki Hastanesi'ne, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne ve Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdü. Ancak hep aynı cevabı aldı; "Boş kuvöz yok! Çaresizlik içinde eve dönen Zahide Aksu, aynı gece saat 04.20'de evde ebe eşliğinde doğum yaptı. 6.5 aylık dünyaya gelen 900 gramlık bebek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün talimatı ile Yeni Mahalle Doğum Evi'ne kaldırıldı.
Takvim
Perşembe, Aralık 18, 2008
çocuk istismarı-köşe yazısı
Evet bence bunun adı cinsel düello!
Adam almış karşısına bir çocuğu, başlamış tacize.
Ellemiş, elletmiş, göstermiş, göstertmiş...
Çocuk yapma demiş, adam yapmış.
Çocuk elleme demiş, adam ellemiş.
Çocuk yapmak istemiyorum demiş, adam yapacaksın demiş.
Çocuk ne olur gösterme demiş, adam göstermiş.
Veya
Çocuk korkmuş konuşamamış,
Susmuş karşı koyamamış...
Çünkü hır-pa-lan-mış!
Masumiyet sapıklıkla çarpışmış, masumiyet yerde kalmış...
Yahu benim yazarken içim kalkıyor, sizin okurken.
Ben yazarken etkileniyorum, siz okurken de... tacize uğrayan çocuk etkilenmemiş öyle mi?
Oldu!
Peki neymiş?
Çocuk 14 yaşına artık gelmişmiş...
Eee?
Adam kaç yaşında?
Çocuktan büyük!
Yaşıtı olsa kaç yazar?
Yoook, biz daha taciz nedir, neye denir, nasıl olur onu anlamadık ki?
Eee?
Madem çocuk 14 yaşında artık, o zaman tacizci tutuksuz yargılansa da olur...
Neden?
Kanun öyle diyo.
Kurban olsunlar kanunlara!
Şimdi ne olacak peki?
Çocuğa tekrar bakacağız, bakalım psikolojisi bozulmuş muuu, bozulmamış mı?
Çünkü raporun yanlış olduğunu anladık en sonunda!
Hmmm, afferin bize. Bak bu sevindirici bir haber.
Biz sevinmeye o kadar muhtacız ki, buna bile sevinir olduk!
Allah aşkına, birileri şu çocuğun bozulup bozulmadığına bakacağına çıkıp tacizcinin sapıklık boyutuna bir bakabilir mi?
Birileri artık şu zavallı çocuğu kurcalayacağına, yeni bir kimlik verip izini kaybettirip tedavi etme yoluna gidebilir mi?
Çocuk bitti, gitti!
Kahroluyorum o çocuğu düşündükçe...
Ne olur, birileri esas şu tacizciyi iyice ele alıp inceleyip kurcalayıp bu cins suçları işleyen insanların nasıl ortak özellikleri olduğunu mesela, bilgimiz için bizimle paylaşabilir mi?
Başka birileri de acilen, lütfen, tacizci ve tecavüzcülerin, yani suçluların, işledikleri suçun cezasını çekmelerini sağlayabilir mi?
“Ya yine suçlu cezasız kalıp da yırtarsa?!” korkusu o kadar baskınki kafamda...
Sakince bakamıyorum ki olanlara, sakince yazayım!
Sakin olmak lazım oysa...
Madem adalete güvenemiyorum, şüphe ediyorum,
Ben de o zaman elimden gelen tek şeye sarılıyorum:
Bilgiye ve bilgilendirmeye...
Yılmadan yeniden, en başa alıyorum.
Aşağıdaki linki tıkladığınızda karşınıza çıkan dosya sizindir.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10454789&yazarid=232
Dosyayı indirin, basın, dağıtın, okuyun, okutun.
Ne isterseniz yapın.
Ne benden, ne de başkasından izin almanıza gerek yok.
Yeter ki bilgilenip kendinizi kollayın, çocuğunuza da sahip çıkın.
Şunu da ne olur unutmayın;
Tacize uğramış bir çocuk yalan söylemez.
Onu ciddiye alın.
Ve ne olur,
Bu konuda sessiz kalmayın!
Yonca
“Çare-Sizsiniz”
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10454789&yazarid=232
Yonca Tokbaş - Hürriyet
Perşembe, Aralık 04, 2008
töre
Töreye uymak toplum şartı

Dicle Üniversitesi’nin araştırması, töre cinayetlerinde ‘mahalle baskısının azmettirdiği’ ve ‘kayınpederin kızını öldüren damadına cezaevinde baktığı’ gibi gerçekleri ortaya çıkardı.
DİCLE Üniversitesi FEN-FAK Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mazhar Bağlı yönetimindeki sosyologların 46 cezaevinde 2 yılda 190 mahkumla yaptığı görüşmede çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Bu araştırmayla töre ve namus cinayetleri hakkındaki ezberin bozulduğunu belirten Doç. Bağlı, hem erkeklerin hem de kadınların mağdur olduğunu ifade ederek, toplumda, medyada ve akademisyenlerde bulunan genel kanaatlerin doğru olmadığını söyledi.
BAĞLI şunları söyledi: ‘Töre cinayetlerinde var olduğunu düşündüğümüz aile meclisi kararını bu araştırmada somut olarak göremedik. Cinayeti, ailenin en küçüğünün işlemesi sanıldığı gibi ‘az ceza alsın’ diye değil, gelenekler nedeniyle böyle yapılıyor. Araştırmada eşini öldürenlerin oranı yüzde 25.3, anne, eş ile kızkardeş veya taciz edeni öldürenlerinki yüzde 16.3, kızkardeş veya ablayı öldürenlerin oranı ise 14.7 olarak saptandı.’
‘MAHALLE baskısı cinayete azmettiriyor. İnsanlar bir birey olmaktan çok toplumla birlikte var olmanın mümkün olduğunu düşünüyorlar. Kurbanların yüzde 58.4’ün kadın, yüzde 32.6 erkek. Töre cinayeti işleyenlerin yüzde 32.6’sı eşini severek evlenmiş. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu alt gelir grubundan. Kızını öldüren damada hapiste bakan kayınpeder bile var. Cinayeti işleyenlerin büyük çoğunluğu da yaptığından pişman değil.’
(Star)
kadın sıkıntısı
Aile boyu eşkiyaymış
Müzikhol basarak, A.C.’yi kaçıran magandalardan Cihangir N.’nin eşi Derya N’yi öldürdüğü iddiasıyla arandığı belirlendi. Azmettirici Yusuf K.’nın ağabeyi de polis kıyafetiyle adam kaçırmaktan sabıkalı.
AVCILAR’DA ağustos ayında meydana gelen olayda konsomatris A.C., polis kıyafetli 7 şehir zorbası tarafından yerlerde sürüklenerek kaçırılmasını ardından her gün yeni bilgilere ulaşılıyor.
Müzikhol basan şahıslardan Cihangir N’nin eşi Derya N’yi öldürmekten arandığı belirlendi. Yusuf K., Gesim G., ve Yıldırım A. gibi, sabıkalı olan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanan şahıslar gibi olayın firari zanlısı Cihangir N.’nin de sabıkalı olduğu öğrenildi. Olayın diğer firari zanlısı Mehmet Fuat B.’nin olaydan sonra Kuzey Irak’a kaçtığı tespit edildi. Gasp bürosu dedektifleri iki zanlıyı bulmak içinde çalışmalarını yürütüyor.
MÜZİKHOL baskınıyla herkesi hayretler içinde bırakan şehir zorbalarının kullandıkları yönteme yabancı olmadıkları ortaya çıktı. Polis kıyafetlerini Eminönü Mercan’dan aldığını söyleyen şehir eşkiyalarından olan ve olayın azmettirici olan Yusuf K.’nın ağabeyinin de aynı yöntemle adam kaldırdığı öğrenildi. Yaşadığı korku dolu geceyi üzerinden atamayan konsomatris A. C., ‘Bunlar polis diyerek bağırmama rağmen kimse kılını kıpırdatmadı.
YAKARSAN, YANARSIN
BENİ 50 metre sürükleyerek otomobile bindirip kaçırdılar. Büyükçekmece’de bir eve götürüp tecavüz ettikten sonra sabah banyoya götürüp yıkadılar. Önce iş bulma vadinde bulundular sonra ‘Bizi yakarsan sende yanarsın’ diye tehdit savurdular ifadesini vermişti.
(Star)
aile
Trafikte koca terörü

Tartıştığı eşini 60 kilometre hızla giderken araçtan attı, bir de aşağı inerek dövmek istedi.
İSTANBUL Avcılar’daki evlerine giden A.Y. (38) ve Y.Y. (40) çifti, yolda tartışmaya başladı. Tartışma büyüyünce A.Y. adlı kadın araçtan inmek istedi. Aracı durdurmayan öfkeli koca, 60 kilometre hızla giderken kapıyı açarak kadını aşağı itti. Araçtan düşen A.Y. kafasını refüje çarptı. Sinirlerine hakim olamayan Y.Y. araçtan indi ve yaralı eşini dövmek istedi.
VATANDAŞLAR kadını kocasının elinden kurtardı. Görgü tanığı Ömer Duran ‘Motosikletle yan yolda gidiyordum. Kadın düştü, ne olduğunu anlamadım. Adamı az daha dövecektim’ dedi. Hastaneye kaldırılan kadının durumu ciddiyetini korurken, Y.Y. polis tarafından gözaltına alındı. (Star)
Perşembe, Kasım 27, 2008
7 yaş
ANNE BENİ YIKA
Küçük kız eve gidince, "Anne beni yıka, Rasim amca ....." diyerek olayı anlattı. Aile çocuğu psikoloğa götürdü. Doktor, çocuğun tacize bağlı travma geçirdiği raporu verdi. Gözaltına alınan Rasim K. tutuklandı.
baba...kız
'BABAMI ÖLDÜRDÜM' DEDİ
Talihsiz kadın şöyle devam etti: "Olay günü de eline sopa alıp sarhoş olarak eve geldi. Beni dövdü. Oğlum da ablasına anlatmış. Özlem eve geldi ve bir şey olup olmadığını sordu. Sonra mutfağa geçti. Çay yapacak sanıyordum. Yarım saat sonra eşim bu kez bir elinde sopa bir elinde bıçak alkollü olarak tekrar eve geldi. Bana vurmaya başladı. O sırada Özlem çaydanlıkla geldi. Babasının yüzüne sonradan yağ olduğunu öğrendiğim şeyi attı. Eşim acı içinde kıvranırken, ben 'yapma' dedim. Özlem beni oturma odasına kilitledi. Bir süre sonra kapıyı açarak 'babamı öldürdüm' dedi. Elinde sopa titriyordu. Kızım avukat olmak istiyordu. O adam hayallerini yıktı. İstemediği kişiyle evlendirdi. Bizim için kendini feda etti. Bana 'boşanmaktan vazgeç, yoksa seni öldürür, kızını da geneleve satarım' diyordu."
EVE YAKLAŞMAMA CEZASI
Adam öldürmek, yaralamak ve uyuşturucudan sabıkalı Muhittin Altun'un en son temmuz ayı içinde evinin bahçesinde hint keneviri yetiştirdiği için yakalanarak, hakkında işlem yapıldığı belirtildi. Uzun süre işsiz olan Altun'un ailesini Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma'dan aldığı yardımlarla geçindirdiği, geçen yıl belediyenin aileye yardım amaçlı olarak Altun'un çalışması için prefabrik köfteci dükkanı yaptığı belirtildi. Altun hakkında, eşini ve çocuklarını dövdüğü gerekçesiyle dava açıldığı ve Altun'un öldürüldüğü gün 3 ay eve yaklaşmama cezası verildiğine dair tebliğ geldiği öğrenildi. Altun'a daha önce de mahkeme tarafından 1 ay eve yaklaşmama cezası verildiği ortaya çıktı.
(Sabah)
